1800'lerin
sonunda yaşamış ve Hindistan’da doğmuş olan ingiliz yazar, şair ve gazeteci Kipling'in bir sözüyle başlayalım:
'Kelimeler, insanların kullandığı en güçlü haplardır.'
Çok sevdiğim, bilgisine ve önerilerine güvendiğim
aile dostumuz sevgiliBillur Tansel'in tavsiyesiyle
izledim Arrival filmini. Türkçesi Geliş...
Son İstanbul ziyaretimde, Billur'un kalbini koyarak açtığı çocuklara ve gençlere özel sanat içerikli atölye
ve projelerin yapıldığı, Valikonağı'ndakiOpen Dialog İstanbul'da sohbet ederken, konu döndü dolaştı
ve birbirimizi nasıl da anlamadığımıza geldi çattı. Bir süredir, aynı
memlekette, aynı dili konuşan insanlar olarak birbirimizi anlamıyor, anlayamıyor
ve belki de anlamak istemiyorduk sanki... Uzaylılar ile bile bazen daha mı iyi
anlaşırız derken, sevgili Billur bana Arrival-Geliş- filmini izlememi önerdi.
2016 yılı, oğlumla özel ilgilendiğim bir yıl
olduğu için, geçmişe yönelik izlenmesi gereken filmler arşivime ekledim bu
tavsiyeyi. Bir kaç yerde daha gözüme ilişti Arrival ve dün gece nihayet
izledim. Normalde bilim kurgu filmleri pek ilgimi çekmez, ancak, bilim kurgu
altyapısı olan, yaşamı algılama biçimimizi değiştirecek çok özel bir filmdi
benim için. Eşimle birlikte tekrar izlemek üzere sözleştik, hatta:)
“Arrival” uzaylılarla ilgili
yapılmış bilim kurgu filmlerinden biri. Ama onu diğerlerinden ayıran en önemli özelliği
sorduğu sorulara verdiği ilginç yanıtlar. Dünya’nın 12 farklı bölgesine
UFO’lar yani tanımlanamayan uçan nesneler inmiştir. Dr. Louis, dünyanın önde
gelen dilbilimcilerinden biri olarak, uzaylılarla iletişime geçmeye ve uzaylılara
şu soruyu sorarak yanıtını bulmaya çalışır: 'Bu dünyaya neden geldiniz? '
Filmdeki, benim için en önemli konu, dil ve dile yaklaşımımız idi. Uzaylıların
dilini çözmeye çalışıyoruz. Yanlış anlamalar oluyor ve anlıyoruz ki, kullandığımız
dil elimizdeki en güçlü silahlardan biri olabilir. Eğer, doğru kullanmayı
bilirsek....
Filmde, geçmiş ve gelecek kavramı, lineer ve lineer olmayan boyut gibi
kavramlar üzerine izlerken ve sonrasında düşünmek çok eğlenceliydi. Gördüklerimiz
ve duyduklarımızın gerçekliği, zamanı veya kime ait olduğu gibi bir çok kavram
da sorgulanıyor filmde. Şaşırtıcı bir sonla bitiyor. İzlemek isteyenler
olabilir, keyiflerini bozmayalım ve filme burada veda edelim... Filmle ilgili Türkiye'nin en başarılı teknoloji profesyonellerinden ve Youtuber Barış Özcan'ın hazırladığı müthiş bir video var, göz atın mutlaka...
Uzun yıllar iletişim sektöründe çalıştığım için, dili kullanmak, söylediğimiz
ve anlatmak istediğimiz, iletişim dili gibi kavramlar üzerine kafa yormuşluğum çok.
Bazen, söylediğimiz, yazdığımız, anladığımız ve yüklediğimiz kavramlar arasında
fark olabiliyor. Aynen, Arrival filminde olduğu gibi...
Bugün, 21 Şubat Salı, Almanya'da Uluslararası Ana Dili Günü kutlanıyor. Yazıyı neden bugün yazdığımı, sanırım anladınız:) Günlük hayatımda 3 dil kullanıyorum şu anda: Almanya'da yaşadığım için Almanca, oğlumla Türkçe ve eşimle ise İngilizce. Zaman zaman iletişim kazalarına kurban olabiliyorum, anlayacağınız... Uzman olmak da kesmiyor bazen!
Sayıların dili, hayvanların dili, bebeklerin dili, insanların dili ve hatta 21.
yüzyılda kullandığımız makinelerin dili gibi çeşitli ve farklı diller var hayatımızda...
İletişim eğitimlerinde,NLP
ve Metaprogramlarda öğretilen bir çok
farklı iletişim tekniğini biliyorum, uyguluyorum, hatta öğretiyorum. Şubat ayında
düzenlediğimiz KADIN KADINA'nın temasıaşk ve ilişkileridi. İlişkilerle ilgili ne kadar eksik bilgiye
sahip olduğumuzu gördük, deneyimledik, keşfettik. İleriki günlerde,Renklerle
İletişim ve İkna Sanatıüzerine daha uzun bir eğitim
yapacağız. Bir kez daha anladım ki, müthiş bir ihtiyaç var bu konuda...
Sapir-Whorf Hipotezi'ne göre, konuştuğumuz dil nasıl düşündüğümüzü
belirliyor ve her şeyi nasıl algıladığımızı etkiliyor. kendini farklı bir dile
tamamen adarsan, düşünce tarzını bile değiştirebiliyorsun. Yeni bir dil öğrenenlere
derler ya, o dilde rüya görmeye başladıysan tamamdır diye!
Sapir- Whorf hipotezinin dilbilimindeki temel anlamı, insan düşüncesinin yerel
dillerden çok yoğun bir şekilde etkilendiğini göstermek. Bir insanın kendi
dilinde belirli bir düşünce yapısı oluşmuştur ve bu insan başka bir insanın
dilini hiçbir zaman tam anlamıyla anlayamaz, diyor. Ne kadar ilginç değil mi?
Ancak,
şunu her zaman hatırlamakta fayda var: Ne kadar iletişim eğitimi alsak ve
uygulasak da, amacımız karşımızdakini tamamen ikna etmek ise, burada çuvallama
riskimiz var!
Dr. Gülcan Özer'in Herkes Kendi Hayatının
Kahramanı kitabında anlatmaya çalıştığı gibi: Önkoşul: Samimiyet olmalı,
strateji değil... Kitap, aşk, evlilik ve ilişkiler düzleminde bir ruh ve akıl
rehberi kıvamında. Okuyun, uygulayın...
Arrival'dan, dile, sonra iletişime ve Gülcan Özer'e kadar geldik...
Kipling'in bir sözüyle başlamıştık, kulağıma küpe olan bir sözle de bitirelim...
Konuşmalarımızın
en önemlisi, kendi kendimizle konuşmamızdır. Ama bunu her zaman ihmal ederiz…
Kendinizle
konuşup iletişim kurabileceğiniz günleriniz olsun:)
"Stres, sevdiğin bir işte on beş saat çalışmak değildir. Stres, sevmediğin bir işte on beş dakika çalışmaktır." Kathleen Lane- WorkCard Biliyorsunuz, bir süredir Almanya'da yaşıyorum. Türkiye'deki eğitim sisteminden oldukça farklı olan Alman Eğitim Sistemi'ni, eşimden, arkadaşlarımın çocuklarından ve Aileler- Çocuklara özel düzenlediğim Ebru ve Nefes Atölye Çalışmaları'ndan fazlasıyla inceleme fırsatı buldum. 29 Ocak 2017 Pazar günü saat 11:00'de Hochschule Rhein-Main 'da Eğitim alanında Türklere özel ilk Eğitim Fuarı düzenleniyor.
Düzenleyenler arasında, çoğunluk Hessen Eyaletinde yaşayan işadamları, şirket temsilcileri, doktorlar, avukatlar, her yaştan öğrenciler ve bilinçli aileler var. Fuardaki başlıklar aşağıdaki alanlarda yoğunlaşıyor... Hangi liseye gitmek seni istediğin kariyere ulaştıracak? Hangi meslek eğitimine yöneleceksin? Staj yerini doğru seçebilecek misin? Üniversitede tezini yazdın, ya şimdi ne yapacaksın? Kendi geleceğini görmeye hazır ol! Çocuklar, gençler kıymetlimiz:) Ve, tabi ki, gelecekleri çok önemli. Almanya eğitim sisteminde, bizde olmayan, yetenek-kisilik testleri gibi kapsamlı ve uzmanların-eğitimcilerin denetiminde gerceklesen özel testler sonrası yönlendirmeler yapılıyor. Bizim rehberlik servislerinin oldukça gelişmiş halini düşünün. Zaten, bütün okullar ve üniversiteler ücretsiz. Özel okul sistemi yok ve Almanlar yeterince varlıklı olsalar dahi, çocuklarını devlet okullarına göndermeyi tercih ediyorlar. Ancak, bu servislerin yeterli olmadığını düşünüyorum. Neden mi? Çocuklar, anne babalarından ve onların sahip olmak isteyip de olamadıkları kariyerlerinden kesin etkileniyorlar. Ayrıca, bazı mesleklerden para kazanmanın zor olduğu konusunda ciddi önyargılarımız var. Öğretmenler, eğitimciler ve aile büyükleri- sadece anne/ baba değil, hala, teyze, dayı, amca, komsu teyze, anneanne, babaanne, dede gibi- bu konuda aktif söz sahibi olabiliyor. Aslında, farkında olmadan bile çocuğu veya genci etkileyebiliyorlar.
Çocuklara, küçükken ne yapacağı sorulduğunda ' Astronot, balerin, ressam, şarkıcı' olmak isteyenlerin oranı yaşları büyüdükçe doktor, öğretmen, avukat gibi, aslında genel geçer mesleklere dönüşüyor. Ben, küçükken dansöz olmak istiyormuşum. Büyüyünce, oryantal kursuna giderek bu hevesimi yaşadığımı söyleyebilirim. Hatta, bu konuda Avustralya'daki uzmanların kurslarına gitmeyi, 'Dance of the Womb'- Rahmin Dansı- gibi çılgın eğitimler almayı planlıyorum ilerleyen senelerde. Çünkü, oryantal dans, işin seksapel kısmını geçerseniz, hamilelik ve doğum sırasında anneye çok önemli kondisyon, nefes kullanımı, enerjik hissetme, kadınlık ve bebeğiyle kontak kurulmasını saglayan muhteşem bir dans çeşidi. Tarihsel olarak ortaya çıkışı ve sonraki yozlaşmasını saymazsak...
Türkiye'yi Fütürizm Kavramı ile tanıştıran ve yaşam mentorlarımdan olan Sevgili Ufuk Tarhan'ın öğrencisi olarak yazdığım şu yazıya göz gezdirmenizi öneriyorum. 2009 Aralık ayında Boğaziçi Dergisi'nde yazmışım ve geçerliliğini halen koruyor, gerçekten. Tık Tık...
Fütürizm, gelecek ile ilgilenen bilim dalı diyebiliriz kısaca. Bu konuda uzman olan, gelecek tahmini, uzgörüsü yapabilen kişilere de fütürist deniyor. 20 sene sonranın doktoru, avukatı, hemşiresi, kasiyeri, kitapçısı, marketi, telefonu, televizyonu, evleri, sinemaları, tiyatroları ve hatta sanat akımları neler olacak? Bu konuda, bilimsel destekli çalışıyor fütüristler. İlgilenenler için linke tık tık...
Çocukların ve gençlerin kariyer seçimindeki mihenk taşı gerçekten ne, biliyor musunuz? Çocuğun yeteneklerini ve ne yapmaktan keyif aldığını önceden sezmek! Bunu yapabilen eğitimci veya aile, başarılı ve mutlu çocuk yetiştiriyor. Sadece, çocuğu ve genci izleyin. Oyun oynarken, arkadaşları ile birlikte, parkta gezinirken, tiyatroda, sinemada, okulda, sınıfta vs... Ona sorular sorarak, ilgi alanları üzerine keşifler yapmasına izin verin. Ailede hiç bilim adamı yoksa, nasıl bilim adamı olunur, bilmek kolay değil gerçekten. Çocuğun bilime, sanata veya sinemaya, müziğe ilgisi varsa, bu konuda ailelerin de çalışması, öğrenmesi ve kendini geliştirmesi gerekiyor. Bunu, evlatlarımıza borçluyuz ve her şeyi de eğitim sisteminden beklememeliyiz. Çocuğunuz ne yaparken gerçekten çok heyecanlanıyor? Zamanın geçtiğini anlamıyor, zaman su gibi akıp geçiyor... İşte, ailelerin ve eğitmenlerin asıl hedefi, bunu keşfetmek olmalı. Yoksa, okul, başarı ve ödül odaklı bir sistem. Çocuğu, genci, zorlamanın da bir alemi yok. Bizim gerçekten bu kadar çok üniversite mezununa mı, yoksa, işini yaparken her şekilde mutlu olan insanlara mı ihtiyacımız var? Beşiktaş'ın Kız Futbol Takımının antrenman yaparkenki mutluluğunu aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz:)
Çocuğun yetenekleri birden fazla olabilir.Bu noktada, beynin çalışma prensiplerini, çocuğun veya gencin sol beyin-sağ beyin fonksiyonlarından hangisini daha iyi çalıştırdığını gözlemlemeniz ve bu konuda ebeveyn olarak araştırmanız gerekiyor. Bu, önemli bir nokta. Renklere göre yetenek ve karakter analizi ile ilgili eğitimlerim çok yakında katılımcılar ile buluşacak. İlişki, iletişim ve karakter analizi konularında bilgi sahibi olursanız, çocuğunuzu daha kolay anlar ve yönlendirebilirsiniz.
Veeee, bombayı sona sakladım! Bu çocuklar ve gençler, teknoloji çağında doğdukları için, bizim nesille ve bizden önceki nesiller ile uzaktan yakından benzemiyorlar. Bu yüzden, 20 sene sonranın meslekleri ile ilgili ailelerin bilgi ve fikir sahibi olmasında fayda var ki, çocukları doğru bir şekilde yönlendirebilsinler. Önemli olan, kişinin sevdiği alanda akıllıca, sebatkâr ve çok çalışarak derinleşme ve gelişme tutkusudur. Bu, sadece çocuklar ve gençler için değil, yetişkinler için de böyle olmalıdır. Ortalık, işini sevmeyen, tutkularından vazgeçmiş, depresyondan başını kaldıramayan, mutsuz kariyer sahibi insanlarla dolu...
Hayaller, hedefleri, hedefler ise planlamayı doğurur. Paralel kariyerini gerceklestiren biri olarak, sizin, çocukların ve gençlerin, sadece üniversitede okudukları meslekleri değil, birden fazla mesleği icra edeceklerini söyleyebilirim. Aslında, bunu sadece ben değil, FÜTÜRİST'ler söylüyor. Ben de, onların sıkı takipçilerinden biriyim... Geleceğin eğitim trendlerine ilişkin Ufuk Tarhan'ın blog yazısından aşağıda bazı alıntılar yaptım. Yazının tamamına bu linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.
'Bugünün gözde, iyi para kazandırır denen, örneğin bankacılık, hukuk, borsa uzmanlığı gibi mesleklerin gelecekte de öyle olacağını ummak büyük hata!
O yüzden ebeveynler, büyükler ve rehberler “gelecekte daha çok kazandıracak iş, meslek tavsiyelerini”hızla güncellemeli.Tercih dönemindeki tüm gençler defütüristlerekulak verip,bu yazıyı dikkatle okumalı...
Çünkü 5-10-20 yıl içinde hem iş denen faaliyet, fonksiyon alanları ve meslekler hem de onları bulma kanalları, yolları, iş görme biçimleri müthiş değişecek!
İnsanlık tarihi boyunca yepyeni meslekler, işler; değişen yaşam, çevre koşulları ve demografik özellikler nedeniyle ortaya çıkmıştır. Yeni trendler, o güne kadar duyulmadık yeni alanlar ve meslekler, unvanlar doğurmuştur.O yüzden “Hadi canım öyle iş mi olurmuş!” ya da “saçmalamış onu söyleyen!” diyenlere aman dikkat! Asıl onlar saçmalıyor olabilir... Gözde iş alanları;
Yenilenebilir Enerji, Nano Teknoloji, Genetik, Biyo Teknoloji, Robot, Uçak, Uzay, Hologram, Arttırılmış Gerçeklik (Augmented Reality), Her türlü Oyun, Simülasyon, Siber Güvenlik, Gıda, Tarım, Hayvancılık, Doğa Bilimleri, Okyanus, Su, Çevre, Felsefe, Psikoloji, E-Ticaretin her türlüsü, E-Eğitim, ADmented(Arttırılmış) Reklamcılık, Geri Dönüşüm Uzmanı
Geleceğin Mesleklerine 45 tane örnek:
( Kırmızı ile işaretlediklerimi şu anda yapıyorum. Smart Health Device konusunda yakında sürprizlerim olacak:) Bu noktaya, sadece kalbimin sesini dinleyerek gelmedim. Akıl ve kalp süzgecini kullanarak geldiğimi belirtmekte fayda görüyorum.)
1. Hafıza Onarım ve Arttırma Uzmanı
2. Nano-Medikalci
3. Organ İmalatçısı / Tasarımcısı
4. Siber Polis, Siber Terör Uzmanı
5. Dikey Çiftçi (Dikey, gökdelen çiftlikler için)
6. Dijital Çöpçü, Dijital Çöp Değerlendirme ve Geri Dönüşüm Uzmanı, Veri temizleyiciliği
7. İklim Kontrolörü ve Düzenleyicisi
8. Avatar Yöneticisi veya Hologram İlişkileri Koordinatörü
10. Zaman Planlamacısı, Simsarı, Komisyoncusu (Broker)
11. Kişisel Marka Tasarımcısı ve Danışmanı
12. Çocuk ve EQ-IQ Tasarımcısı
13. Duygu Tasarımcısı
14. Salgın Hastalık Güvenlikçisi
15. Robot tamircileri, Robot İşçi Ajansı
16. İnternet Pazarlama Uzmanları
17. İş Terapistleri
18. Sürdürülebilir İş Modeli Uzmanları
19. Etki ve Mahremiyet Koruyucuları
20. Sağlık Karantinacıları
21. Biyoloji ve Gen Uzmanları
22. Simülasyon, oyun uzmanları
23. Holografikerler
24. Meditasyon Koçları
25. Rüya Gerçekleştiriciler
26. Tasarım Guruları
27. Enerji ve Kaynak Müfettişleri
28. Ekomanüpülatif Çiftçiler ve Balıkçılar
29. Taşeron- Fason Yöneticiliği
30. Değişim Yöneticiliği
31. Yönetici Menajerliği
32. Hot-Line İşletmeciliği
33. Akıllı tedarik yöneticiliği
34. Sanal Market işletmeciliği
35. Robotik Sorunlar Avukatlığı
36. Yapay Zeka Pazarlamacılığı
37. 5 duyu Reklam Tasarımcılığı
38. Soru Tasarımcılığı
39. Duygu Tasarımcılığı
40. Gen Terapistliği
41. Genetik Ekonomi
42. Bilgi Madenciliği
43. Alternatif Besin Müh.
44. Franken Food Denetçiliği ( Genetiği ile oynanmış ürünlerin sağlığa zarar vermemesi için oluşacak denetim mekanizmaları ve bunları uygulayanlara denecek)
45. Siber Teknoloji Mühendisi
Çocuklarınız için eminim hayaller kuruyorsunuz.
Ayakları yere basan, bilinçli ve farkında hayaller kurmak ister misiniz?
Bütünsel Sağlık, Health 2.0 ve Geleceğin İş Dünyası ile ilgili öngörülerimi paylaştığım seminer ve eğitimlerim Mart ayı başında - Frankfurt'un ilk Türkçe, Almanca ve İngilizce hizmet veren Kişisel Gelişim ve Bütünsel Sağlık Merkezi- Arkana Life Coachingsponsorluğunda sizlerle olacak.
Beni izlemeye devam edin, birlikte öğrenelim, paylaşalım, üretelim ve gelişelim.
Ufuk Hanım'ın dediği gibi: ' Gelecek, güzel gelecek...'