14 Mart 2017 Salı

Alexa´nin sesi ve kendi sesimiz...

- Alexa, bugün hava nasil?
Alexa: - Frankfurt´ta hava öglene kadar acik ve 14 derece. Aksamustu yagmur var, semsiyeni almayi unutma.

- Alexa, aliveris listesine elma suyu ve peynir ekler misin?
Alexa:- Okey, eklendi.

-Alexa, meditasyon yapacagim. Meditasyon muzigi calar misin. ( Muzik calmaya baslar.)
Dur! Rock muzik listesinden calmaya basla. ( Muzik degisir)

- Alexa, salonun isiklarini kapat.
Alexa: - Okey, kapandi.

- Alexa, bir pizza siparis et.
Alexa:- Ok, ne ismarlamak istersin?

- Alexa, bana esprili bir sey anlat.
Alexa: - Bir gun Temel ve Dursun...

Oha yani Alexa!!!

Tanistirayim: bizim Alexa... Evimizin yeni yardimcisi degil!  Bir arkadasim falan da degil! Amazon`un yeni ürünü Echo´serisinin ilk adimi, bir sesli asistan servisi.

Silindir seklinde, büyük ve kücük cesitleri mevcut. Kucuk bir hoparlöre benziyor ve sordugunuz sorulara yanit verebiliyor. 2014 yilinda Amerika´da test sürüsleri yapiliyordu. Gecen sene Ekim ayinda Almanya´da satilmaya baslandi, Almanca da konusabiliyor artik. Ve, gecen hafta itibariyle Almanca konusan ülkelerin televizyonlarinda da reklamlari donmeye basladi.


Yani, Alexa hayatimizin her aninda bize yardimci olabilir, nasil kullanmak isterseniz, bateri calarken, evlenme teklifi degerlendirirken veya yoga yaparken... Alexa´nin kardesi Google Home ile ilgili bir degerlendirmeye linke tiklayarak ulasabilirsiniz. Tik tik... Kalpler, Alexa´dan yana carpiyor:)

Olay su ki,internet of things- nesnelerin interneti hayatimiza cart diye girdi bile. Beta versiyonunu anlatan reklamlarda bir aile kullanilmis, yani ailenin sevimli ve guvenilir dostu kopek kardeslerin yerini almaya aday, Sevgili Alexa! Belki de, yilbasi fotograflarinda, somine yaninda, ailenin kopegi Bobi ve cocuklar ile fotografin icine girecek bile cok yakinda. Asagidaki tanitim filminde aileye yardimci ve aile fertlerinden herkesin kullanabilecegi bir urun olarak lanse edilirken, su anki reklamlarda daha cok genclerin ve yalniz yasayan kisilerin kullandigi, aileler icinse reklamda cocuklarin Alexa ile konusmadigi, sadece anne veya babanin Alexa ile iletisime gectigi bir dunya yaratilmis.


Iletisim stratejisinde bu tercihi yapmanin pek cok nedeni var tabi. Ancak, degerlendirmek istedigim konu bundan daha farkli. 2008 yilinda San Francisco´daki bir Apple Store´dan almistim ilk iphone´umu. Aldiktan sonra, kutusunu sevdigimi ve bir cocuk gibi heyecanlandigimi hatirliyorum. Dokunmatik dunya ile tanismanin, teknolojinin estetik ve renkli olabileceginin, sinirlarin kalktiginin ve ozgurlesmenin bir kanitiydi benim icin iphone. Turkiye´de henuz satisa cikmadigi icin, dondugumde bir cok arkadasim Iphone ile tanismak icin randevu istemisti benden.

Simdi ise, dokunmatik dunya yerini sesli dunyaya birakti. Yavas yavas HER filmine yaklasiyor muyuz dersiniz? Her, bir insan ve bir isletim siteminin sadece ses araciligi ile kurdugu iliskiyi anlatan, makine ve insan iliskisinin duygusal boyutlarinin gelebilecegi noktalar ile ilgili carpici yaklasimlarda bulunan, yalnizlik, ask ve teknolojiye dair sorular sormamizi saglayan, iliskilere bakisimizi sorgulatan bir kült teknoloji klasigi.

Ayni Her filminde oldugu gibi, Alexa, yalnizlik ceken, kendini yalniz hisseden insanlar icin, sesli bir asistan servisinin cok ötesinde, bir arkadas, bir dost adeta. Hayati kolaylastiran, hizli yasadigimiz ve hiz kelimesinin anlamini tekrar tekrar kesfettigimiz 21. yuzyilda, hizimiza hiz katan, evimizle konusmamizi ve sorular sormamizi saglayan, bizi yalnizlik hissimizden bir sureligine cekip cikaran, yalniz olmadigimizi hissettiren renkli ve farkli bir dunya da vaat ediyor. Sadece isiklari söndürüp pizza siparisi vermiyor, anlayacaginiz...

Teknoloji gercekten mucize gibi! Ozellikle yalniz yasayan kisiler, hayatin hizina ayak uydurmakta zorlananlar, yaslilar, yeni dogum yapmis ve kafayi yeme noktasina gelen anneler ve cocuklar icin Alexa´nin farkli ve kisiye ozel uygulamalarinin cikacagi gunler yakindir. Insanoglu, herseye sahip olmak istedigi gibi, evde bir Alexa aileye yetmeyebilir bir sure sonra. Genis ailelerde ve evlerde, herkesin bir akilli telefonu oldugu icin, artik bir Alexa´si da olacak. Hatta, Alexa akilli telefonlardan cok daha uygun fiyatli. Biraz olsun fütürizm ile ilgili okuyup teknolojiye kafa yoranlar icin bu durumun olabiliritesini ve hizini tartismaya gerek duymuyorum.

Zaten o kadar cok sese maruz kaliyoruz ki teknoloji sayesinde, bu seslere bir de Alexa eklendi simdi. Baslangicta bir oyun gibi, sonra sinsice sosyal hayatimiza bile sizabilir, tabi biz izin verdigimiz müddetce. Iste bu asamada, icimizin sesini, kalbimizin sesini duymayi hep hatirlatmaliyiz kendimize. Yoksa, kaybolur gideriz bu kadar ses icinde... Alexa´nin sesi mi kendi sesimiz mi, karisabilir sesler birbirine...

Iste bu yüzdendir ki, bu kadar ses ve karmasa arasinda, 21. yüzyilda -ve eminim ki bundan sonraki yüzyillarda da-, icimizin sesini duymaya daha cok ihtiyacimiz var. Sadece fiziksel detox degil, zihin detoksu, zihinsel fitness yapmaya, nefes, meditasyon ve farkindalik calismalari ve tinsel olarak bütünlesmeye, hatta sanat ile dinginlesmeye ve sakinlesmeye ihtiyacimiz var. Teknolojiye asik ve ic sesini duymayi basaran bir dostunuzun sözleri bunlar.

Sadece izin verin kendinize...
Erken kalkan yol alir, benden söylemesi:)

 


 

27 Şubat 2017 Pazartesi

Mainz Karnavalı mı, Brezilya Karnavalı mı?

Yılın bu dönemi farklı ülkelerde farklı karnavallara sahne oluyor.
Rio, Venedik ve Almanya'nın Köln, Dusseldorf ve Mainz şehirlerindekiler en bilinenleri...

Eh, ben de 3 senedir Mainz'da yaşıyorum. Karnavaldan bahsetmemek olmaz, tabi..

Doğma büyüme Mainz'lı olanlar için bu karnaval büyük bir gurur kaynağı. Bugün Mainz'a 500.000 kişi bekleniyor. Toplam nüfusun yaklaşık 300.00 kişi olduğunu düşünürsek, olayın büyüklüğünü bu küçük Rheinland-Pfalz başkenti için tahmin edersiniz sanırım.



Yılın bu dönemindeki karnavallar, katolik kültürün etkileriyle başlamış ve sonra Rio gibi özelleşmiş ve hatta çılgın bir hale dönüşmüş. Her ülkenin kültürüne göre evrimleşmiş kutlama yapış şekilleri...

Mainz Karnavalı- Mainzer Fastnacht-, neredeyse 1 haftaya yakın bir süre kutlanıyor. Okullarda, küçük köy ve kasabalarda ve tabi ki Mainz merkezinde farklı geçit törenleri oluyor.

Mainz'da 11.11 önemli. Çünkü karnaval her zaman sabah saatlerinde 11'i 11 geçe başlıyor ve kadınlar belediye binasını işgal ederek şehrin anahtarını belediye başkanından teslim alıyorlar. Bir tür kadın direnişi gibi düşünebilirsiniz:) Erkekler kravat takıyorlar ve kadınlar da erkeklerin kravatlarını kesiyorlar:) Ritüelleri oldum olası severim, yaptığım tüm organizasyonlarda da kullanırım. Biz de eşimle okula gitmeden böyle bir ritüel yaptık:) Ve okulda geri kalanını kız öğrenciler parçaladı! Ayrıntıları bilmiyorum, hahaaa:)



Almanya'daki tüm karnavallarda çocuklar için geçit törenleri de düzenleniyor. Yani, karnaval sadece büyüklere özel bir şey değil. Hatta, çocuklar için çok daha anlamlı ve özel. Bir köşeden kurbağa çıkıyor, bir köşeden aslan, kaplan veya çilek kadın veya şeftali adam...
Tüm şehir bir masal ülkesine dönüşüyor.
En azından benim için öyleydi...








En eğlencelisi ise, ne istiyorsanız, o olabilirsiniz. Kimseye hesap vermek yok, herkes kendi halinde kostümüyle takılıyor. Politikacılar da dahil... Mainz karnavalının ve Almanya'daki karnavalın diğerlerine göre farkı, burada mizah ve politikanın da işin içine girmesi. Tabi eğlence anlayışı, kültürden kültüre değişiklik gösteriyor...








Politikacıları eleştiren halktan insanları görmek ve bunun bir eğlenceye dönüşmesini izlemek, hatta politikacıların da bu eğlenceye sadece kostümleri ile ortak olmalarını görmek bir Türk için ilk aşamada beyin yakıcı olsa da, şahane bir duyguydu gerçekten. Kendi ülkem için de bu demokratik ve mizahi barışı defalarca diledim ve içimden dualar ettim tüm karnaval boyunca...  

Mainz'daki ilk karnavalımda, karnı burnunda bir tavuk kıvamındaydım. Ve 3. karnavalımda, bakın bizim minik civcive... Oğlumuz astronot, kovboy gibi farklı karakterler sonrası tavukta karar kıldı. Sanırım, annesinden örnek aldı. Biz de çok sevdik:)






Eşim kovboy, ben de favori karakterlerimden kızılderili oldum. Eğlenceli, kostümlü partiden çok farklı bir eğlence anlayışı. Birlikte, kollektif bir bilinç olunca eğlenmenin de hissi ve dozu güzelleşip artıyor gerçekten...


Mainz'daki karnavalda bugünün adı Rosen Montag- yani Gül Pazartesi. En büyük geçit töreni bugün yapılacak. Dün hava çok güzel olduğu için biz seyretme fırsatı bulduk bir bölümünü. Aşağıda resimlerini göreceğiniz üzere, oldukça eleştirel yapılmış heykeller, dünyadaki politikacıları ve kendi politik anlayışlarını, ırkçı yaklaşımları eleştiriyorlar. Ve hatta, Evolution mı yoksa Appelution mı diyerek, teknolojik evrimleşmeyi! Benim en beğendiklerimden biri bu oldu...


Konseptler, maketler, 3 boyutlu karikatürler, kostümler ve yürüyüşler için yaklaşık 1 sene hazırlanıyorlar. Bunun için özel kulüpler ve dernekler var. Zaten Almanya bir sivil toplum kuruluşu ülkesi, her tür dernek ve kulüp faaliyeti bulmak mümkün. İnsanlar nasıl da sıkıcı diyorlar Almanlar için, gerçekten anlamak zor. Nereden baktığınıza bağlı olarak değişir tabi...

Yerel ve ulusal televizyonlarda mizah ve politik ağırlıklı skeçler ve konuşmalar yapılıyor. İşin ilginç yanı, eleştirilen politikacılar da bu aktivitelere kostümleri ile katılıp kendileriyle ilgili yapılan esprilere gülüp geçiyorlar. Ancak, mesajı da alıyorlar! Eşim Politika öğretmeni olduğu için, birlikte seyrediyoruz ve halen hayrete düşebiliyorum, özgür konuşma anlayışı konusunda...



Mainz Karnavalı'nda içki tüketimi oldukça yoğun olduğu için tüm okullar yarın da tatil olacak. Biz de ailece güzel vakit geçirebilecek bir zaman dilimi yakaladığımız için çok mutluyuz. Yaşasın Karnaval! Yaşasın Mainz! Helau! *

*Helau: Mainz Karnavalı'nda birbirine selam vermek için Helau kelimesi kullanılıyor, Hallo yerine.. Gelenek yani, neden diye sormayın, öyle işte...
 

21 Şubat 2017 Salı

Aynı Dili mi Konuşuyoruz?


1800'lerin sonunda yaşamış ve Hindistan’da doğmuş olan ingiliz yazar, şair ve gazeteci Kipling'in bir sözüyle başlayalım:

        'Kelimeler, insanların kullandığı en güçlü haplardır.'  



Çok sevdiğim, bilgisine ve önerilerine güvendiğim aile dostumuz sevgili Billur Tansel'in tavsiyesiyle izledim Arrival filmini. Türkçesi Geliş...


Son İstanbul ziyaretimde, Billur'un kalbini koyarak açtığı çocuklara ve gençlere özel sanat içerikli atölye ve projelerin yapıldığı, Valikonağı'ndaki Open Dialog İstanbul'da sohbet ederken, konu döndü dolaştı ve birbirimizi nasıl da anlamadığımıza geldi çattı. Bir süredir, aynı memlekette, aynı dili konuşan insanlar olarak birbirimizi anlamıyor, anlayamıyor ve belki de anlamak istemiyorduk sanki... Uzaylılar ile bile bazen daha mı iyi anlaşırız derken, sevgili Billur bana Arrival-Geliş- filmini izlememi önerdi.


 2016 yılı, oğlumla özel ilgilendiğim bir yıl olduğu için, geçmişe yönelik izlenmesi gereken filmler arşivime ekledim bu tavsiyeyi. Bir kaç yerde daha gözüme ilişti Arrival ve dün gece nihayet izledim. Normalde bilim kurgu filmleri pek ilgimi çekmez, ancak, bilim kurgu altyapısı olan, yaşamı algılama biçimimizi değiştirecek çok özel bir filmdi benim için. Eşimle birlikte tekrar izlemek üzere sözleştik, hatta:)



“Arrival” uzaylılarla ilgili yapılmış bilim kurgu filmlerinden biri. Ama onu diğerlerinden ayıran en önemli özelliği sorduğu sorulara verdiği ilginç yanıtlar. Dünya’nın 12 farklı bölgesine UFO’lar yani tanımlanamayan uçan nesneler inmiştir. Dr. Louis, dünyanın önde gelen dilbilimcilerinden biri olarak, uzaylılarla iletişime geçmeye ve uzaylılara şu soruyu sorarak yanıtını bulmaya çalışır: 'Bu dünyaya neden geldiniz? '

Filmdeki, benim için en önemli konu, dil ve dile yaklaşımımız idi. Uzaylıların dilini çözmeye çalışıyoruz. Yanlış anlamalar oluyor ve anlıyoruz ki, kullandığımız dil elimizdeki en güçlü silahlardan biri olabilir. Eğer, doğru kullanmayı bilirsek....

Filmde, geçmiş ve gelecek kavramı, lineer ve lineer olmayan boyut gibi kavramlar üzerine izlerken ve sonrasında düşünmek çok eğlenceliydi. Gördüklerimiz ve duyduklarımızın gerçekliği, zamanı veya kime ait olduğu gibi bir çok kavram da sorgulanıyor filmde. Şaşırtıcı bir sonla bitiyor. İzlemek isteyenler olabilir, keyiflerini bozmayalım ve filme burada veda edelim... Filmle ilgili Türkiye'nin en başarılı teknoloji profesyonellerinden ve Youtuber Barış Özcan'ın hazırladığı müthiş bir video var, göz atın mutlaka...


Uzun yıllar iletişim sektöründe çalıştığım için, dili kullanmak, söylediğimiz ve anlatmak istediğimiz, iletişim dili gibi kavramlar üzerine kafa yormuşluğum çok. Bazen, söylediğimiz, yazdığımız, anladığımız ve yüklediğimiz kavramlar arasında fark olabiliyor. Aynen, Arrival filminde olduğu gibi... 

Bugün, 21 Şubat Salı, Almanya'da Uluslararası Ana Dili Günü kutlanıyor. Yazıyı neden bugün yazdığımı, sanırım anladınız:) Günlük hayatımda 3 dil kullanıyorum şu anda: Almanya'da yaşadığım için Almanca, oğlumla Türkçe ve eşimle ise İngilizce. Zaman zaman iletişim kazalarına kurban olabiliyorum, anlayacağınız... Uzman olmak da kesmiyor bazen!    

Sayıların dili, hayvanların dili, bebeklerin dili, insanların dili ve hatta 21. yüzyılda kullandığımız makinelerin dili gibi çeşitli ve farklı diller var hayatımızda...

İletişim eğitimlerinde, NLP ve Meta programlarda öğretilen bir çok farklı iletişim tekniğini biliyorum, uyguluyorum, hatta öğretiyorum. Şubat ayında düzenlediğimiz KADIN KADINA'nın teması aşk ve ilişkiler idi. İlişkilerle ilgili ne kadar eksik bilgiye sahip olduğumuzu gördük, deneyimledik, keşfettik. İleriki günlerde, Renklerle İletişim ve İkna Sanatı üzerine daha uzun bir eğitim yapacağız. Bir kez daha anladım ki, müthiş bir ihtiyaç var bu konuda... 

Sapir-Whorf Hipotezi'ne göre, konuştuğumuz dil nasıl düşündüğümüzü belirliyor ve her şeyi nasıl algıladığımızı etkiliyor. kendini farklı bir dile tamamen adarsan, düşünce tarzını bile değiştirebiliyorsun. Yeni bir dil öğrenenlere derler ya, o dilde rüya görmeye başladıysan tamamdır diye! 

Sapir- Whorf hipotezinin dilbilimindeki temel anlamı, insan düşüncesinin yerel dillerden çok yoğun bir şekilde etkilendiğini göstermek. Bir insanın kendi dilinde belirli bir düşünce yapısı oluşmuştur ve bu insan başka bir insanın dilini hiçbir zaman tam anlamıyla anlayamaz, diyor. Ne kadar ilginç değil mi? 

Ancak, şunu her zaman hatırlamakta fayda var: Ne kadar iletişim eğitimi alsak ve uygulasak da, amacımız karşımızdakini tamamen ikna etmek ise, burada çuvallama riskimiz var! 


Dr. Gülcan Özer'in Herkes Kendi Hayatının Kahramanı kitabında anlatmaya çalıştığı gibi: Önkoşul: Samimiyet olmalı, strateji değil... Kitap, aşk, evlilik ve ilişkiler düzleminde bir ruh ve akıl rehberi kıvamında. Okuyun, uygulayın... 

Arrival'dan, dile, sonra iletişime ve Gülcan Özer'e kadar geldik...

Kipling'in bir sözüyle başlamıştık, kulağıma küpe olan bir sözle de bitirelim...

Konuşmalarımızın en önemlisi, kendi kendimizle konuşmamızdır.  Ama bunu her zaman ihmal ederiz…

Kendinizle konuşup iletişim kurabileceğiniz günleriniz olsun:) 

Anıl Altaş Brug
www.renginefes.com
anilaltas.blogspot.de












28 Ocak 2017 Cumartesi

Kariyerim Gelecek Mi?

"Stres, sevdiğin bir işte on beş saat çalışmak değildir. Stres, sevmediğin bir işte on beş dakika çalışmaktır."
Kathleen Lane- WorkCard


Biliyorsunuz, bir süredir Almanya'da yaşıyorum. Türkiye'deki eğitim sisteminden oldukça farklı olan Alman Eğitim Sistemi'ni, eşimden, arkadaşlarımın çocuklarından ve Aileler- Çocuklara özel düzenlediğim Ebru ve Nefes Atölye Çalışmaları'ndan fazlasıyla inceleme fırsatı buldum. 

29 Ocak 2017 Pazar günü saat 11:00'de Hochschule Rhein-Main 'da  
Eğitim alanında Türklere özel ilk Eğitim Fuarı düzenleniyor. 




Düzenleyenler arasında, çoğunluk Hessen Eyaletinde yaşayan işadamları, şirket temsilcileri, doktorlar, avukatlar, her yaştan öğrenciler ve bilinçli aileler var.
Fuardaki başlıklar aşağıdaki alanlarda yoğunlaşıyor...
  Hangi liseye gitmek seni istediğin kariyere ulaştıracak?
Hangi meslek eğitimine yöneleceksin? 
Staj yerini doğru seçebilecek misin?
Üniversitede tezini yazdın, ya şimdi ne yapacaksın?

Kendi geleceğini görmeye hazır ol!

Çocuklar, gençler kıymetlimiz:)  
Ve, tabi ki, gelecekleri çok önemli.
Almanya eğitim sisteminde, bizde olmayan, yetenek-kisilik testleri gibi kapsamlı ve uzmanların-eğitimcilerin denetiminde gerceklesen özel testler sonrası yönlendirmeler yapılıyor. Bizim rehberlik servislerinin oldukça gelişmiş halini düşünün. Zaten, bütün okullar ve üniversiteler ücretsiz. Özel okul sistemi yok ve Almanlar yeterince varlıklı olsalar dahi, çocuklarını devlet okullarına göndermeyi tercih ediyorlar. 

Ancak, bu servislerin yeterli olmadığını düşünüyorum.
Neden mi?

Çocuklar, anne babalarından ve onların sahip olmak isteyip de olamadıkları kariyerlerinden kesin etkileniyorlar. Ayrıca, bazı mesleklerden para kazanmanın zor olduğu konusunda ciddi önyargılarımız var. Öğretmenler, eğitimciler ve aile büyükleri- sadece anne/ baba değil, hala, teyze, dayı, amca, komsu teyze, anneanne, babaanne, dede gibi- bu konuda aktif söz sahibi olabiliyor. Aslında, farkında olmadan bile çocuğu veya genci etkileyebiliyorlar.  





Çocuklara, küçükken ne yapacağı sorulduğunda ' Astronot, balerin, ressam, şarkıcı' olmak isteyenlerin oranı yaşları büyüdükçe doktor, öğretmen, avukat gibi, aslında genel geçer mesleklere dönüşüyor. Ben, küçükken dansöz olmak istiyormuşum. Büyüyünce, oryantal kursuna giderek bu hevesimi yaşadığımı söyleyebilirim. Hatta, bu konuda Avustralya'daki uzmanların kurslarına gitmeyi, 'Dance of the Womb'- Rahmin Dansı- gibi çılgın eğitimler almayı planlıyorum ilerleyen senelerde. Çünkü, oryantal dans, işin seksapel kısmını geçerseniz, hamilelik ve doğum sırasında anneye çok önemli kondisyon, nefes kullanımı, enerjik hissetme, kadınlık ve bebeğiyle kontak kurulmasını saglayan muhteşem bir dans çeşidi. Tarihsel olarak ortaya çıkışı ve sonraki yozlaşmasını saymazsak...




Türkiye'yi Fütürizm Kavramı ile tanıştıran ve yaşam mentorlarımdan olan Sevgili Ufuk Tarhan'ın öğrencisi olarak yazdığım şu yazıya göz gezdirmenizi öneriyorum. 2009 Aralık ayında Boğaziçi Dergisi'nde yazmışım ve geçerliliğini halen koruyor, gerçekten. Tık Tık... 



Fütürizm, gelecek ile ilgilenen bilim dalı diyebiliriz kısaca. Bu konuda uzman olan, gelecek tahmini, uzgörüsü yapabilen kişilere de fütürist deniyor. 20 sene sonranın doktoru, avukatı, hemşiresi, kasiyeri, kitapçısı, marketi, telefonu, televizyonu, evleri, sinemaları, tiyatroları ve hatta sanat akımları neler olacak? Bu konuda, bilimsel destekli çalışıyor fütüristler. İlgilenenler için linke tık tık...

Çocukların ve gençlerin kariyer seçimindeki mihenk taşı gerçekten ne, biliyor musunuz?

Çocuğun yeteneklerini ve ne yapmaktan keyif aldığını önceden sezmek!

Bunu yapabilen eğitimci veya aile, başarılı ve mutlu çocuk yetiştiriyor. Sadece, çocuğu ve genci izleyin. Oyun oynarken, arkadaşları ile birlikte, parkta gezinirken, tiyatroda, sinemada, okulda, sınıfta vs... Ona sorular sorarak, ilgi alanları üzerine keşifler yapmasına izin verin. Ailede hiç bilim adamı yoksa, nasıl bilim adamı olunur, bilmek kolay değil gerçekten. Çocuğun bilime, sanata veya sinemaya, müziğe ilgisi varsa, bu konuda ailelerin de çalışması, öğrenmesi ve kendini geliştirmesi gerekiyor. Bunu, evlatlarımıza borçluyuz ve her şeyi de eğitim sisteminden beklememeliyiz.  

Çocuğunuz ne yaparken gerçekten çok heyecanlanıyor? Zamanın geçtiğini anlamıyor, zaman su gibi akıp geçiyor... İşte, ailelerin ve eğitmenlerin asıl hedefi, bunu keşfetmek olmalı. 

Yoksa, okul, başarı ve ödül odaklı bir sistem. Çocuğu, genci, zorlamanın da bir alemi yok. Bizim gerçekten bu kadar çok üniversite mezununa mı, yoksa, işini yaparken her şekilde mutlu olan insanlara mı ihtiyacımız var? 

Beşiktaş'ın Kız Futbol Takımının antrenman yaparkenki mutluluğunu aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz:)



Çocuğun yetenekleri birden fazla olabilir.Bu noktada, beynin çalışma prensiplerini, çocuğun veya gencin sol beyin-sağ beyin fonksiyonlarından hangisini daha iyi çalıştırdığını gözlemlemeniz ve bu konuda ebeveyn olarak araştırmanız gerekiyor. Bu, önemli bir nokta. Renklere göre yetenek ve karakter analizi ile ilgili eğitimlerim çok yakında katılımcılar ile buluşacak. İlişki, iletişim ve karakter analizi konularında bilgi sahibi olursanız, çocuğunuzu daha kolay anlar ve yönlendirebilirsiniz.  



Veeee, bombayı sona sakladım!

Bu çocuklar ve gençler, teknoloji çağında doğdukları için, bizim nesille ve bizden önceki nesiller ile uzaktan yakından benzemiyorlar. Bu yüzden, 20 sene sonranın meslekleri ile ilgili ailelerin bilgi ve fikir sahibi olmasında fayda var ki, çocukları doğru bir şekilde yönlendirebilsinler. Önemli olan, kişinin sevdiği alanda akıllıca, sebatkâr ve çok çalışarak derinleşme ve gelişme tutkusudur. Bu, sadece çocuklar ve gençler için değil, yetişkinler için de böyle olmalıdır. Ortalık, işini sevmeyen, tutkularından vazgeçmiş, depresyondan başını kaldıramayan, mutsuz kariyer sahibi insanlarla dolu...



Hayaller, hedefleri, hedefler ise planlamayı doğurur.
Paralel kariyerini gerceklestiren biri olarak, sizin, çocukların ve gençlerin, sadece üniversitede okudukları meslekleri değil, birden fazla mesleği icra edeceklerini söyleyebilirim. Aslında, bunu sadece ben değil, FÜTÜRİST'ler söylüyor. Ben de, onların sıkı takipçilerinden biriyim...

Geleceğin eğitim trendlerine ilişkin Ufuk Tarhan'ın blog yazısından aşağıda bazı alıntılar yaptım. Yazının tamamına bu linke tıklayarak ulaşabilirsiniz. 


'Bugünün gözde, iyi para kazandırır denen, örneğin bankacılık, hukuk, borsa uzmanlığı gibi mesleklerin gelecekte de öyle olacağını ummak büyük hata!

O yüzden ebeveynler, büyükler ve rehberler “gelecekte daha çok kazandıracak iş, meslek tavsiyelerini” hızla güncellemeli. Tercih dönemindeki tüm gençler de fütüristlere kulak verip,bu yazıyı dikkatle okumalı...
Çünkü 5-10-20 yıl içinde hem iş denen faaliyet, fonksiyon alanları ve meslekler hem de onları bulma kanalları, yolları, iş görme biçimleri müthiş değişecek!



İnsanlık tarihi boyunca yepyeni meslekler, işler;  değişen yaşam, çevre koşulları ve demografik
özellikler nedeniyle ortaya çıkmıştır. Yeni trendler, o güne kadar duyulmadık yeni alanlar ve
meslekler, unvanlar doğurmuştur.
 O yüzden  “Hadi canım öyle iş mi olurmuş!” ya da “saçmalamış onu söyleyen!” diyenlere aman dikkat! Asıl onlar saçmalıyor olabilir...



 Gözde iş alanları;

Yenilenebilir Enerji, Nano Teknoloji, Genetik, Biyo Teknoloji, Robot, Uçak,  Uzay, Hologram, Arttırılmış Gerçeklik (Augmented Reality), Her türlü Oyun, Simülasyon, Siber Güvenlik, Gıda, Tarım, Hayvancılık, Doğa Bilimleri, Okyanus, Su, Çevre, Felsefe, Psikoloji, E-Ticaretin her türlüsü, E-Eğitim, ADmented  (Arttırılmış) Reklamcılık, Geri Dönüşüm Uzmanı 
Geleceğin Mesleklerine 45 tane örnek: 
( Kırmızı ile işaretlediklerimi şu anda yapıyorum. Smart Health Device konusunda yakında sürprizlerim olacak:) Bu noktaya, sadece kalbimin sesini dinleyerek gelmedim. Akıl ve kalp süzgecini kullanarak geldiğimi belirtmekte fayda görüyorum.)  

1.    Hafıza Onarım ve Arttırma Uzmanı
2.    Nano-Medikalci
3.    Organ İmalatçısı / Tasarımcısı
4.    Siber Polis, Siber Terör Uzmanı
5.    Dikey Çiftçi (Dikey, gökdelen çiftlikler için)
6.    Dijital Çöpçü, Dijital Çöp Değerlendirme ve Geri Dönüşüm Uzmanı, Veri temizleyiciliği
7.    İklim Kontrolörü ve Düzenleyicisi
8.    Avatar Yöneticisi veya Hologram İlişkileri Koordinatörü
9.    Hafıza Temizleme/Yenileme/Yükleme/Filtreleme Uzmanı
10.  Zaman Planlamacısı, Simsarı, Komisyoncusu (Broker)
11.  Kişisel Marka Tasarımcısı ve Danışmanı  
12.  Çocuk ve EQ-IQ Tasarımcısı
13.  Duygu Tasarımcısı
14.  Salgın Hastalık Güvenlikçisi
15.  Robot tamircileri, Robot İşçi Ajansı
16.  İnternet Pazarlama Uzmanları
17.  İş Terapistleri
18.  Sürdürülebilir İş Modeli Uzmanları
19.  Etki ve Mahremiyet Koruyucuları
20.  Sağlık Karantinacıları
21.  Biyoloji ve Gen Uzmanları
22.  Simülasyon, oyun uzmanları
23.  Holografikerler
24.  Meditasyon Koçları
25.  Rüya Gerçekleştiriciler
26.  Tasarım Guruları
27.  Enerji ve Kaynak Müfettişleri
28.  Ekomanüpülatif Çiftçiler ve Balıkçılar
29.  Taşeron- Fason Yöneticiliği
30.  Değişim Yöneticiliği
31.  Yönetici Menajerliği
32.  Hot-Line İşletmeciliği
33.  Akıllı tedarik yöneticiliği
34.  Sanal Market işletmeciliği
35.  Robotik Sorunlar Avukatlığı
36.  Yapay Zeka Pazarlamacılığı
37.  5 duyu Reklam Tasarımcılığı
38.  Soru Tasarımcılığı
39.  Duygu Tasarımcılığı
40.  Gen Terapistliği
41.  Genetik Ekonomi
42.  Bilgi Madenciliği
43.  Alternatif Besin Müh.
44.  Franken Food Denetçiliği ( Genetiği ile oynanmış ürünlerin sağlığa zarar vermemesi
için oluşacak denetim mekanizmaları ve bunları uygulayanlara denecek)
45.  Siber Teknoloji Mühendisi

Çocuklarınız için eminim hayaller kuruyorsunuz.
Ayakları yere basan, bilinçli ve farkında hayaller kurmak ister misiniz? 

Bütünsel Sağlık, Health 2.0 ve Geleceğin İş Dünyası ile ilgili öngörülerimi paylaştığım seminer ve eğitimlerim Mart ayı başında -  Frankfurt'un ilk Türkçe, Almanca ve İngilizce hizmet veren Kişisel Gelişim ve Bütünsel Sağlık Merkezi-  Arkana Life Coaching  sponsorluğunda sizlerle olacak. 

Beni izlemeye devam edin, birlikte öğrenelim, paylaşalım, üretelim ve gelişelim. 

Ufuk Hanım'ın dediği gibi: ' Gelecek, güzel gelecek...'