eticaret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eticaret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2010 Salı

Bir Iphone'um bile yok, aplikasyon da neymiş!

Bir süredir yazılarıma ara vermiş gibi görünsem de, aslında, çıkacak eticaret kitabım, SMJ yazıları, Btnet.com.tr'deki yeni yazılarımla ortalıklardaydım ama blogumu boşlamıştım:) Boğaziçi Dergisi Ekim sayısında, ülkemizde en çok indirilen iphone aplikasyonu 'Kaç Para'nın yaratıcısı İbrahim Kocaaalioğlu ile yaptığım söyleşi ve yazıyı aşağıda paylaşıyorum.


İbrahim Kocaalioğlu'00, paralel kariyer yaratanlardan. Fırsatları görüp başarıya dönüştürenlerden. Sevdiği işi yaparken, maddi karşılık yerine manevi tatmini sorgulayanlardan. Boş zamanlarını boşa harcamayanlardan. Dijital dünyaya ve hayatımıza getirebileceklerine sonuna kadar inananlardan. Kendisi Türkiye'nin en çok indirilen iphone aplikasyonu 'Kaç Para'nın yazılım geliştiricisi ve Türkiye'deki bağımsız iphone aplikasyon geliştiricilerin en tecrübelilerinden. Iphone, akıllı telefonlar, aplikasyonlar, dünümüz, bugünümüz ve yarınımız üzerine kendisiyle keyifli bir söyleşi yaptık. Sadece teknolojiyi değil, hayatı da akıllı kullanmaya dair güzel notlar bulacağınız bir yazı oldu. Keyifli okumalar.

Iphone Aplikasyon yazmak, durup dururken insanın aklına gelmez!

Önce, BÜMED'in düzenlediği Mezunlar Günü'ne gideceksiniz. Eski arkadaşlarınızı görüp, hoşbeş edeceksiniz. Sohbetin ortasında, ''Neden iPhone aplikasyon yazmıyorum ki?'' diyeceksiniz ve başlayacaksınız araştırmaya, öğrenmeye, denemeye, yanılmaya, çalışmaya ama çok çalışmaya. İbrahim Kocaalioğlu'nun hikayesi aynen böyle başlıyor! Haziran 2009 Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Günü'nde temeli atılan bu fikrin ortaya çıkması Ocak 2010'u buluyor. Zaten Türkiye'de resmi olarak iPhone satışı Eylül 2009'da başlıyor.

Aldığı eğitimin de etkisiyle, biriktirdiği teorik ve pratik bilgileri harmanlamaya yönelik yeni bir şeyler yapma hevesi içinde her daim olan birisi, iPhone’u bile yokken, neden iPhone aplikasyon yazmak ister ki? İbrahim, öncelikle araştırmış, tabi ki. Bu konuyla ilgili internet üzerindeki bilgileri ve tüm blogları incelemiş, okumuş, dünyada başarılı olmuş aplikasyonların nedenlerini anlamaya çalışmış. 2009'un Eylül ayında iPhone Türkiye’ye gelince, akıllı telefonu alan ilk kişilerden biri olmuş. Aynı zamanda bir Mac bilgisayar da almış. iPhone aplikasyonu yazmak için Mac bilgisayarınız olması gerekiyor, her şey birbirine bağlı, yani. Başta elinizi cebinize atıyorsunuz, sadece bilgi anlamında değil, donanımsal olarak da bir yatırım yapmanız gerekiyor. Türkiye'de bu işe odaklı çalışacak az yazılımcı olacağını hesaplayarak kendi çapında bir pazar analizi sonrası kolları sıvamış.

Aslında, Haziran-Eylül dönemini araştırmaya adamış ve iPhone Türkiye’ye geldiğinde, ne yapmak istediğine karar vermiş. Hatta, ilk aplikasyonunun adını bile bulmuş ve gerçek bir uygulama yazacak kadar kendini hazır hissediyormuş. Çalıştığı için, boş zamanlarını aplikasyon geliştirmeye adayan İbrahim, 2010 yılının başında ilk aplikasyonunu yayınlamış.
iPhone, aplikasyonlar ve dahası...

iPhone, Wikipedia'ya göre, Apple tarafından tasarlanan ve üretilen multimedya ve internet özelliklerini destekleyen akıllı telefondur. İlk modeli 9 Ocak 2007'de tanıtılmıştır. 3. parti yazılım desteği de bulunduran iPhone, 2008'in ortalarında faaliyete geçen App Store sayesinde 200.000'den fazla Apple tarafından onaylanmış uygulamayı desteklemektedir. Bu uygulamalar, App Store içinde yirmi farklı türe ayrılarak listelenmektedir.

Daha basit bir tanımlamayla, internete girebilen, geniş ekranlı olduğu için dokunmatik olarak kullanımı kolay küçük mobil bir bilgisayar ve akıllı telefondur. -
Aplikasyonlar ise, akıllı telefonlarda kullanabileceğiniz, hayatınızı kolaylaştırmaya yönelik internet üzerindeki bilgilere ulaşmanızı sağlayan, Apple’ın durumunda, sadece belirli bir yerde adreslenebilen uygulamalar. Bu aplikasyonları yüklediğiniz zaman, programı açıp kullanabiliyorsunuz, aynı bir bilgisayar gibi. Hayatınızı kolaylaştıran, bazen oyun oynayabileceğiniz, bazen alış veriş kararlarınızı etkileyecek önemli bir yardımcı. İnternette, bazen adres çubuğuna kullanıcının bir adres yazması sıkıcı ve kullanışsız olabiliyor. Mobil telefonlarda ise, aplikasyonlar sayesinde, kullanıcı bu engeli kolaylıkla aşabiliyor. Apple’ın artısı ise, aplikasyonların tümünü kapalı bir ekosistemde, yani, App Store’da görebilmeniz. App Store aplikasyonlarını, bu sistem üzerinden almanız gerekiyor. Bazı aplikasyonlar ücretli bazıları ise ücretsiz. Kişisel olarak uygulama geliştirip, App Store’a yükleyen kişiler için bile, uygulamalarını satıp para kazanma şansı mevcut. Apple, kapalı bir sistem kurarak, üretici ve tüketici arasındaki kaçakları kapatıp, bu işten her paydaşın yarar görmesini sağlıyor. Bu bağlamda, iPhone, uygulama geliştiricilere önemli bir platform hizmeti sunuyor. Bu noktada, İbrahim Kocaalioğlu'na kulak verelim. ''Cep telefonundaki uygulamalar pratik olmalı. Kendi uygulamalarımda da aynı prensipten yola çıkıyorum. Hesap makinesi, bir işlem yapacağımız zaman aklımıza gelir, bu amaç için anında açarız, en kısa sürede işlemimizi yaparız ve kenara koyarız. Bir aplikasyonun mantığı da buna çok benzer. Kullanıcı bir amaç için aplikasyona en kısa sürede ulaşıp, doğru bilgiyi alıp, sonrasında ise çıkmak istiyor. En yakın nöbetçi eczaneyi veya vizyondaki yeni filmleri bulmanız için adres çubuğuna bir adres yazmak yerine, bu işlemi bir aplikasyon üzerinden, bir tıkla yapmak, zaman ve işlevsellik yönünden kazanç sağlıyor. En fazla 15 saniyede istenilen tüm bilgileri almanıza olanak sağlıyor.'

İbrahim kendini tutamaz ve 25 aplikasyon geliştirir!

Uygulama yazabilmek için, öncelikle Apple’a lisans başvurusu yapmanız gerekiyor. Uygulama geliştirildikten sonra, size sunulan bir adrese uygulamayı- yazılım paketini- yüklüyorsunuz, aynen bir resim veya video yükler gibi. Bununla birlikte, uygulamanın tanıtımına yönelik açıklama ve görselleri de ekliyorsunuz. Yani, fırından yeni çıkmış ürününüzü-iPhone aplikasyonu-, bu dükkanda- App Store'da-, istediğiniz gibi pazarlayabiliyor, hatta hangi ülkede ve/veya bölgede satılacağına bile kendiniz karar verebiliyorsunuz. Bu noktada, App store bir komisyon alıyor ve akabinde uygulama incelemeye alınıyor. İbrahim'in ilk uygulamasının onayını alması biraz uzun sürüyor, ancak, onayını aldıktan sonra, diğerleri için süreç oldukça kısalıyor. Çünkü, artık nereye bakarak onay verdiklerini bildiğini belirtiyor. Türkiye’de şu ana kadar en çok indirilen uygulama olan ‘Kaç Para’yı bir hafta içinde yazıyor, App Store'a onaylatıyor ve satılmaya başlanıyor. Bu noktaya ulaşana kadar 24 tane uygulama yazmış. Yazılım işinin bir kütüphane olduğunu düşünüyor. Yeni uygulamalar geliştirdikçe, bu bilgi kütüphanesinden eski biriktirdiklerini kullanmaya devam ediyor. iPhone uygulamasından beklenen, pratik olması ve en kısa sürede sonuç vermesi. 9 ayda yazdığı 24 uygulama sayesinde, Türkiye'deki en etkili uygulamaları geliştirebilir bir duruma getirmiş kendisini. ‘Kaç Para’ dışındaki tüm uygulamaların, dünyanın her yerinde çalışabilecek uygulamalar olduğunu belirtiyor. ''Tüm dünyaya yönelik uygulamalarda, pazarlamasını iyi yapmadığınız sürece iyi sonuç almanız zor. Bu yüzden, sadece Türkiye’ye yönelik bir uygulama yazma fikri ihtiyacı duymuş ve ‘Kaç Para’ ortaya çıkmış

Türkiye'de en çok indirilen iPhone Aplikasyon: Kaç ParaKaç Para:

Online olarak satılan pek çok ürünün, iPhone aracılığı ile fiyatının karşılaştırılmasını sağlıyor. 10.000'den fazla kişi tarafından indirilmiş ve şu ana kadar Türkiye'de en çok kullanılan uygulama olmayı başarmış. Alışveriş merkezindeki bir tekno marketin vitrininde gördüğünüz bilgisayarın veya ikinci el bir otomobilin internet üzerindeki farklı fiyat alternatifleri gibi. Akıllı telefonların artışı, bilgi erişimini ve paylaşımını çok hızlandırmış durumda. Türkiye’deki pek çok e-ticaret sitesinin şu anda satın almayı sonlandıracak şekilde bir satın alma altyapısına sahip mobil aplikasyonu veya mobil sitesi bulunmuyor. Bir internet sitesinin mobil telefonlar aracılığı ile çalışabilmesi için, mobil tabanlı bir sitesinin de olması gerekiyor. Mobil ticaretin önemini kavramış bazı markalar ise bu konuda öncülük etmekte. THY’den uçak bileti veya Yemeksepeti.com’dan yemek siparişi verebilirsiniz.

Morgan Stanley tarafından yapılmış son araştırmaya göre, 2013 yılı sonu itibariyle, dünyada mobil tabanlı servislerden internete bağlananların sayısı, masaüstü veya dizüstü bilgisayar kullanarak internete bağlanan kişilerin sayısından daha fazla olacak. Ülkemizdeki genç nüfusu ve teknolojiye adaptasyon hızımızı düşünürsek, markaların stratejilerinde mobil ticaret ve mobil pazarlamayı ön plana çıkaracak kurgular hazırlamalarında büyük fayda görüyorum.

İbrahim’in sevdiğim bir diğer uygulaması ise, Twitter üzerinde anlık olarak, nerede ne konuşulduğuna dair bilgi veren CityTweets. Uygulamayı geliştirirken, test etme aşamasında, Hawai’yi seçtiğinde, tsunamiye 20 dakika kaldığını fark etmiş. Aynı anda, televizyonda CNN’i açmış, fakat tsunamiyle ilgili gelişmeleri Twitter’dan takip etmek daha cazip gelmiş. Çünkü, televizyonda görmediği bir çok fotoğrafa ve bilgiye, Hawai’de o anda bulunan gerçek kullanıcılar aracılığı ile ulaşmış. Bir televizyon spikerine göre, sokaktaki insanın anlık iletişim araçlarından Twitter üzerinden paylaştığı bir fotoğraf çok daha fazlasını anlatabiliyor. Hatta, ilk kez tsunami zamanında test ettiği için, aplikasyonun ne kadar yararlı olduğunu kendisi birebir deneyimleme şansına sahip olmuş.

1 milyon iPhone kullanıcısı ile Türkiye Akıllı Telefon Pazarı için önemli bir ülke!

İbrahim, ülkemizde resmi olmayan rakamlara göre, 1 milyona yakın iPhone kullanıcısı olduğunu söylüyor. Bu uygulama geliştiriciler için önemli bir rakam. Ancak, uygulamaların geliştirilmesi ve ayılması için, öncelikli olarak, bilinçli akıllı telefon kullanıcıları olması şart. Şu anda, ülkemizde akıllı telefon sahibi birçok kişi, bu telefonları doğru kullanmayı bilmiyor, e-posta takibi haricinde. Karar verme veya bilgi alma aşamasında mobil dünyanın kendisine yardım edeceğinden habersiz. İnternet sayesinde, içerik artık son kullanıcılar tarafından oluşturuluyor. İbrahim'in yazdığı ‘ I can decide’ aplikasyonu sayesinde, şu anda bulunduğunuz noktaya en yakın cafelerin nerede olduğunu görebiliyorsunuz, ardından, Foursquare lokasyon bazlı sosyal ağ sayesinde, daha önce o cafeye gitmiş kullanıcıların yorumlarını okuyabiliyor ve menüdeki en pahalı hamburger yerine, şefin sandviçini yemeyi tercih edebiliyorsunuz. Akıllı telefonlar ve aplikasyonlar, bilgiye en kısa sürede ulaşmayı sağlıyor, ancak, kullanımın artması için, kişilerin pratik yapması ve bu kolaylığı deneyimleyerek keşfetmesi gerekiyor. Yeri gelmişken, Almanya’da rastladığım ve beğendiğim bir örneği paylaşmakta yarar görüyorum. Almanya’da belediyeler, belli yaşın üzerindeki kişilere, telefon kullanımı, teknoloji ve internet konusunda eğitimler veriyorlar. 55 yaş üzeri internet kullanımının Avrupa'da yoğun olmasına şaşmamak gerek!

İbrahim’in ailesi dahil yakın çevresi ne yaptığını anlamaya çalışıyor, o da anlatmaya devam ediyor. Oysaki internet, birçok kişiye paralel kariyer yaratma şansı sağlıyor. Dünyada bağımsız çalışan geliştirici sayısı çok fazla iken, Türkiye pazarında maalesef bu sayı oldukça az. Aslında, Nokia, Apple, Samsung gibi markalar, açık kaynak kodlarını uygulama geliştiricilere açarak, yeni uygulamalar geliştirmeleri için teşvik etmekteler. İbrahim, bağımsız çalıştığı ve kendi aplikasyonlarını yazdığı için, yaptığı işler reklam kokmuyor. Fikri bulup, uygulamaya koymak yaratıcılığı da tetikliyor.

Nokia ve Samsung boş durur mu…

Türkiye’de Apple-iPhone dışında, Nokia ve Samsung da akıllı telefon pazarında önemli bir pazara sahip. Nokia, Temmuz ayında, İstanbul’da uygulama geliştiricilere yönelik bir konferans düzenledi. Amaçları, ülkemizdeki uygulama geliştiricileri Ovi Store için uygulama yapmaya teşvik etmek ve kendi ekosistemlerini yaratabilmek. Türkiye pazarı, genç nüfus ve akıllı telefon kullanım hacmi kapsamında önemli bir pazar olarak değerlendiriliyor. Nokia, www.acikinovasyon.com sitesi aracılığı ile fikir sahipleri ve uygulama geliştiricileri birleştiriyor. Uygulamaya değer fikirler oylanıyor ve aplikasyonları yazılıyor. İbrahim'in söylediğine göre; dünyadaki trend, arttırılmış gerçeklik ve lokasyon bazlı uygulamaların en çok ilgi çektiği ve kullanıldığı yönünde. Şu ana kadar yaptığı işin manevi tatmini, maddi tatmininden daha çok olmuş. Çin’den bir kullanıcının aplikasyonunu indirmesinden aldığı keyif parayla tarif edilemez durumda. Çin’deki kullanıcının aplikasyonunu indirmesinin bir çeşit ihracat olduğunu düşünüyor ve ekliyor: 'Yurtdışında aplikasyon geliştiricilere yönelik güzel eğitimler var. Teknokent’in kurulmasıyla birlikte, üniversitemiz bu tip seminerler veya workshoplara öncülük etse, ne güzel olur!'

Kadınlar bu aplikasyona bayılacak: BenModa

İş dünyasıyla ilgili olanların, öyle ya da böyle bir akıllı telefonu olmak zorunda. Hatta, pek çoğumuzun bir Blackberry veya iPhone’u var aslında. Hayatımızı kolaylaştırmaya yönelik uygulamaları hangimiz gerçek anlamda kullanıyoruz ki? Bu işin pazarlaması ve tanıtımı çok önemli. İbrahim, hem kendisine fikir verecek, hem de aplikasyonlarının tanıtımını sağlayacak iş ortakları peşinde. Boğaziçi öğrencileri ve pazarlama alanında ilerlemek isteyen profesyoneller için kaçırılmaması gereken bir fırsat! Yazı yayına hazırlanırken, İbrahim yeni bir aplikasyon geliştirdi bil: BenModa.
BenModa içerisinde, marka sayfaları, Moda Blogları, Sizin Sitiliniz, Kampanyalar, Etkinlikler, Haberler gibi bölümler mevcut. Bu bölümler sayesinde tek bir uygulama içerisinden kullanıcının istediği bütün bilgilere ulaşması sağlanıyor. Moda Blogları ve Sizin Sitiliniz bölümleri sayesinde içerik günlük değiştiği için kullanıcının uygulama sıklığı da arttırılmış oluyor ve paylaşıma açık bir platform hizmeti sunuluyor.

İbrahim Kocaalioğlu kimdir?Tarsus Amerikan Koleji mezunu. Çocukluğundan beri elektronik tutkunu. 2000 yılında mezun olduğu Boğaziçi Elektronik Mühendisliği’ni bilinçli olarak tercih etmiş, çünkü mühendislik altyapısı ve iş yapma süreçlerini birleştirme merakı hep varmış. Mezun olduktan sonra 2 yıl Almanya’da Accenture’da çalışır. Türkiye’ye döndüğünde Sabancı Üniversitesi’nde MBA yapar. Master sonrası, Denizbank Proje Yönetimi ofisinde çalışmaya başlar. Kendisini bankacı olarak adlandırmaz, yazılım ve proje yöneticisi olarak görür. 3,5 yıldan beri Denizbank’ta çalışmakta. İşten arta kalan zamanlarında mobil uygulamalar geliştirmekte. Son 1 yıldır 25 aplikasyon geliştirdi. Türkiye’nin en çok indirilen ‘Kaç Para’ aplikasyonunun yaratıcısı. Yaz tatilinde geliştirdiği Ben Moda ise, birçok markayı, ürünü ve kullanıcıyı bir araya getiren Türkiye’nin ilk moda aplikasyonu.

26 Haziran 2010 Cumartesi

Online Alışveriş Daha Çok Tercih Ediliyor! 2010 tahminlerimde söylemiştim:)


2009 yılının Aralık ayında, Smart Marketing Journal'da yayınlanan, 2010 Eticaret Pazarı ve Trend Tahminleri yazımda, 2010 yılının eticaret açısından daha verimli geçeceğini belirtmiştim.

BTTurk.net'in aşağıdaki haberi, bu savımı tamamlar nitelikte veriler içeriyor. Özellikle internet kullanıcı sayısının, facebook ve sosyal medya kullanımının her geçen gün artmasının bunda etkisi büyük. Ve tabi, benim her zaman savunduğum, kadınların internet kullanımının artması ve alışveriş yapmaya başlamalarının.

Sanal ortamın sunduğu avantajlarla insanların yoğun iş temposu birleşince, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 37 artış gösteren mektupla, telefonla sipariş ve e-ticaret işlemleri 9 milyar 413 milyon TL’ye ulaştı.

Çarşıya çıkmadan evden yapılan alışveriş gün geçtikçe cazibesini arttırıyor. Sanal ortamın sunduğu avantajlarla insanların yoğun iş temposu birleşince, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 37 artış gösteren mektupla, telefonla sipariş ve e-ticaret işlemleri 9 milyar 413 milyon TL’ye ulaştı. Sadece sanal ortamdan yapılan alışveriş ise 5 ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 60 arttı. Sanal ortamdan yapılan alışverişe tüketici 5.7 milyar TL ödedi.

ANKA’nın Bankalararası Kart Merkezi(BKM) verilerinden yaptığı hesaplamalara göre, tüketicinin mektup, telefon ve internet üzerinden yaptığı işlem sayısı bu yılın ilk 5 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23 arttı. Böylece geçen yılın ilk 5 ayında 47 milyon olan işlem sayısı 57.8 milyona yükseldi. Aynı dönemde işlem tutarında ise yüzde 37’lik bir yükseliş görüldü. Geçen yılın ilk 5 ayında 6 milyar 872 bin TL olan işlem tutarı bu yıl aynı döneminde 9 milyar 413 bin TL’ye ulaştı.

Yerli ve yabancı kartların yurtiçi kullanımıyla e-ticaret bu yılın ilk 5 aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 60.1 artarak 5 milyar 699 milyona çıktı. Bu dönemde e-ticaret için yerli ve yabancı kartların işlem sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 38.3 artarak 34 milyon 307 bin 793’e yükseldi.

Yerli banka kartlarının yurtiçi ve yurt dışı kullanımına bakıldığında geçen sene 72 milyon TL olan işlem tutarının yüzde 19 artarak 86 milyar 213 milyon TL’ye ulaştığı belirlendi.

BKM verilerinin illere göre işyeri sayıları incelendiğinde toplam 1 milyon 195 bin işyeri bulunuyor. Bunun yüzde 23.6’sının İstanbul’da, yüzde 7.3’ünün İzmir’de ve yüzde 8’inin ise Ankara’da yer aldığı belirlendi. Toplam 23 bin 452 sanal işyerinin ise yüzde 36’i İstanbul’da yüzde 6.5’inin İzmir’de ve yüzde 10.7’sinin Ankara’da olduğu belirlendi.

24 Haziran 2010 Perşembe

Eticaret: İnternette Etkin Satış Teknikleri Eğitimi'ne Etohum Girişimcisinden Müthiş Referans!


Eğitim Akademi'nin internetle ilgili eğitimlerine, bundan sonra Etohum girişimlerinden ihtiyacı olan kişiler davetlimiz olarak katılacak. Yani, para ödemeyecek. Zaten, bir internet girişimine gönül verdiği için, gönülden desteğimizi hakediyor, paraya ne gerek var dedik! Her eğitime 1 kişi maalesef, çünkü sınıflar çabucak doluyor. Burak Büyükdemir'e aracılık ettiği için sonsuz teşekkürler. Yakında güzel sürprizlerimiz olabilir, Etohumu ve bizi izlemeye devam edin:)

19 Haziran'daki Eticaret: İnternette Etkin Satış Teknikleri Eğitimi'nde, 2010 yılındaki Etohum girisimlerinden olan, Balerin.com kurucusu LUTFİ GÜNDÜZ davetlimizdi. Egitim sirasinda ve sonrasinda, cok keyif aldigini defalarca belirtmisti. Ben de, bloguma Etohum-Egitim Akademi'nin bu isbirligini duyuracagimi, bir iki cumlelik kisa bir yorum yazmasini rica ettim.

Oyle bir mail gondermis ki, cok sevindim:)
Virgülüne dokunmadan yayınlıyorum. Tesekkur ederim Lütfi ve tüm katılımcılar. Yeni başarılara imza atmanız dileğiyle...

19 Haziran Eğitim Katılımcısı Referansı
Lütfi GÜNDÜZ - Balerin.com ( 2010 Etohum 15 Girişiminden biri )


Geçtiğimiz hafta e-ticaret sektörünün deneyimli yöneticilerinden Anıl Altaş’ın BÜMED’de verdiği e-ticaret eğitimine katıldım. Alacağım eğitimin alternatif maliyeti çok yüksekti. Çünkü güneşli, güzel bir Cumartesi günü ve eşsiz boğaz manzaralı yeşillikler içindeki bir kampüste, huzur dolu bir gün geçirmek yerine, bütün bir günümü bu eğitime ayırmıştım. Acaba bildiğim şeylerden mi bahsedilecekti? Yoksa işime çok katkısı olmayacak içeriklerle mi doluydu derken Anıl Hanım'ın güler yüzlü eğitimi başladı.

İyi hazırlandığı ilk bakışta belli olan bir içerikle, e-ticaret’in tüm süreçlerini hem detaylı hem de sade bir dille dinlemeye başladık. Eğitmenin sürükleyici anlatımı ve katılımcıların paylaşımları ile günün nasıl geçtiğini anlamadık. Katılımcılar arasında henüz e ticarete başlamamışlar, e ticareti uzun yıllardan beri yapanlar, kamu kurumlarından gelmiş olanlar, uluslar arası işleri yönetenler, internet servis sağlayıcılar… gibi çok farklı kişiler olmasına rağmen herkesin aynı memnuniyetle ayrılması faydalı bir gün geçirdiğimin bir göstergesiydi. Aldığım notlara göz gezdirdiğimde de bu eğitimin bana neler kattığını daha iyi anladım. Ayrıca diğer katılımcılarla tanışma fırsatı yakalamış olmam ve çeşitli işbirlikleri konusunda konuşabilmiş olmamın çok önemli kazanımları oldu benim için…

Eğitimin bana kattıkları ile ilgili detaylardan bahsettim. Biraz da eğitimin içeriği ile ilgili detay versem daha anlaşılır olacak sanırım.

Satmak istediğimiz ürünlerin neden internette de olması gerektiği anlatıldı…
E-ticaretin alfabesi olarak bilinen temel ihtiyaçların anlaşılması ve size nasıl hizmet edeceklerinin detayları anlatıldı…
Başarılı modellerin neleri doğru yaparak sonuca ulaştıkları anlatıldı…
Dijital dünya trendleri ve faydalanma şekilleri anlatıldı…
İnternet sitesi olan katılımcıların, mevcut sitelerindeki doğrular ve yanlışlar anlatıldı, herkes bu bölüme özel ilgi gösterdi.

Anıl Hanım, bütün bu konuları işlerken, aynı zamanda aklımıza takılan veya bilmek istediğimiz konuları, bilmemiz gereken detayları hemen hızlıca katılımcılar için farklı şekillerde örneklendirerek verimliliği daha üst düzeye taşıdı.

Özetle, e-ticaret, internet üzerinden ürün veya hizmet satışı yapıyorum diyorsanız veya diyecekseniz, bir tam gün ayırarak burada anlatılanları dinlemelisiniz derim. Hem de diğer katılımcılarla kuracağınız işbirliği temasları da ekstrası..
Sevgiler

2 Temmuz'da yine Eticaret: Internette Etkin Satis Teknikleri egitimi açıyoruz. Çok az yer kaldı, acele etmenizi tavsiye ederim. Praktiker, Brisa gibi markaların yöneticileri katılımcılarımız arasında olacak. Serde pazarlamacılık olduğu için, her eğitimde yeni firma tanıtımları, eticaret-internette satışa yönelik olarak site sahiplerinin yararlanacağı hediyeler, web sitelerinin özel olarak incelenmesi bölümlerimiz var. Acele edin, derim.

22 Haziran 2010 Salı

Philips'in Sosyal Medya Atağını keyifle izliyorum!

Philips hepimizin bildiği global bir marka. Ürünlerini sadece perakende kanalında değil, aynı zamanda www.hepsiburada.com gibi eticaret siteleri aracılığı ile internet üzerinden de satmaya devam ediyor.

Hatta, internet satışına destek olmak için, Dünya Kupası'nın heyecanına katılarak, ortak güzel bir kampanyaya imza attılar, Hepsiburada.com kullanıcılarından birine Philips LCD TV hediye verdiler. Twitter üzer,ndeki duyurusu için tıklayınız.
Dijital reklamın gücünün ve bir markanın satın alması aslında en zor olan sosyal medyadaki ayak izlerinin önemini kavrayan ve bu bağlamda Bersay İletişim ile çalışan Philips Türkiye, son dönemde güzel işlere imza atıyor.

İlgimi, ilk kez, yaptıkları ilginç ama etkili viral filmle çekmeyi başardılar.

Philips GoGear Rap Battle, Viral from Kaan Pakkan on Vimeo.



Sonrasında, sosyal medyada takip edilen bloggerları, Bersay İletişim Enstitüsü'nde düzenlenen bir toplantıyla Philips Ambilight TV'lerin kuruldugu bir mekanda ve güzel ikramlar eşliğinde Dünya Kupası maçlarını izlemeye davet ettiler.

En son ilgimi çeken aktiviteleri ise, 19 Haziran'da Ortaköy House Cafe'de düzenlenen ve bayan bloggerların davetli olduğu 'Philips Saç Şekillendiricileri ' tanıtımı idi. Güzel bayanlar, Philips saç şekillendiricileri ve Instyle dergisinin kapak fotoğraflarında saç tasarımını yapan İbrahim Zengin'in dokunuşlarıyla, saçlarını ve tabi, kendilerini, yeniden keşfettiler. Lezzetli bir brunch eşliğinde, arkadaşlarıyla birlikte fotoğraflar çektirdiler, eğlenceli bir gün yaşadılar.

Bunları nereden mi biliyorum? Etkinliklere katılan kişilerin bir ksımını takip ediyorum da ondan! Demek ki, ihtiyaca yanıt veren bloggerlar etkinliklere çağrılmiş, davetli listeleri özenle seçilmiş. Hatta, bir çok kişi, Philips çalışanlarının samimiyeti ve ev sahipliğinden hayranlıkla bahsetmiş.

Tebrikler Philips Türkiye Tüketici Ürünleri! Bir çok rakibinizin henüz elini taşın altına dahi sokmadığı bir ortamda, cesur ve başarılı işler yaptığınız, Bersay İletişim'deki harika ekiple çok güzel başarılara imza attığınız için... Devamının geleceğinden eminim, Philips, Global tarafta da parmak ısırtan işler yapıyor. 'Rooster Wake Up Light' viralini seyretmediyseniz, kesinlikle izleyin.

2 Temmuz Eticaret Eğitimi'nde Sunumax'tan müthiş bir hediye Kazanma Şansınız var!

Eticaret Eğitimlerimiz son hızıyla devam ediyor. 2 Temmuz Cuma günü Boğaziçi Mezunlar Derneği'nde vereceğim eğitimde, bir katılımcı, SUNUMAX'tan film ve prodüksiyon dahil olmak üzere 30 sn.lik bir tanıtım filmi kazanacak. Hem de 1.450 TL değerinde!


Eticaret sitesinin ana mesajına, dönemsel pazarlama kampanyalarına, alışveriş sepeti adımları veya müşteri ilişkileri gibi kullanıcıya anlatmak istenilen önemli bir çok ihtiyaca cevap verebilen Sunumax uygulamasının fikir babası ve şirketin kurucusu Sadık Kocabaşa da aynı gün misafirimiz olacak. Eticaret ve Sunumax'la ilgili deneyimlerini tüm katılımcılarla paylaşacak.

Eticaret ve internette satışa yönelik, düşündüğümüz, bilgilendiğimiz ve ürettiğimiz bir gün olacağı kesin. Sadık'a, cömert hediyesi ve eğitime katılımı için, şimdiden çok teşekkürler. Gelecek haftayı iple çekiyorum, ve tabi, Sadık'ın Afrika maceralarını dinlemeyi:)

Bu arada, kısa bir notu paylaşmak istiyorum. 19 Haziran Eticaret Eğitimi'nde, 6 aylık 5.000 TL değerindeki İletken Tavsiye Sistemleri'ni kazanan Zorlu Tekstil Grubu'ndan Taç Yöneticileri, İletken ekibiyle bir an önce tanışmak istediler ve ilk Bulusma 24 Haziran Persembe günü. Verimli bir çalışmanın ilk adımlarını atacaklarına eminim! Böyle bir stratejik işbirliğinde payım olduğu için çok mutluyum.

Eğer, ürünlerinizin Eticaret ve internette satışa uygun olduğunu düşünüyorsanız, lütfen benimle iletişime geçin, eğitim katılımcılarımızla sizi tanıştıralım. Hatta, ürünlerinizi denemeleri için onlara standart paketler sunalım. Eticaret- internet üzerinden satış pazarının bu işbirliklerle daha da gelişeceği inancındayım.

14 Haziran 2010 Pazartesi

19 Haziran Eticaret Eğitimi'nde Hediye Yağmuru! İletken'den aylık 5.000 TL değerindeki 6 aylık Tavsiye Sistemi ve Xing 6 aylık Premium Üyelik



19 Haziran Eticaret Eğitimi katılımcılarından eticaret sitesi sahibi bir kişiye, Türkiye'nin ilk ve tek tavsiye sistemleri şirketi İletken Teknolojileri'nden, yıl sonuna kadar, AYLIK 5.000 TL'lik tavsiye sitemi Hediye ediyoruz. Eticaret sitesi çalışanları ve sahipleri için kaçırılmaz bir fırsat!

Ayrıca, katılımcılardan 1 kişi, Xing 6 aylık Premium Üyelik kazanacak.

Eğitime Katılım için:
seda@egitimakademi.com
İçerik için tıklayınız.

13 Haziran 2010 Pazar

19 Haziran Eticaret Eğitimi'ne Buyurun!



Eğitmen : Anıl Altaş
Süre: 1 gün
Katılım Bedeli: 200 TL + KDV
YER: Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği
Hisarüstü / ISTANBUL

E-ticaret: Dijital Dünyada Yeni Ticaret Yolunu Keşfedin
B2B, B2C, C2C ve Sosyal Medya

Ürünlerinizi hala geleneksel ticaret yöntemleriyle mi satıyorsunuz?
İnternet üzerinden satış yapmayı deneyip pişman mı oldunuz?
Neden bazı insanlar e-ticarette daha başarılı?
Dijital dünya trendlerini anladığınıza emin misiniz?
İnternet, geleneksel ticarette Tsunami etkisi yarattı: E-ticaret

İnternetle başlayan dönüşüm sürecinde, bireysel ve kurumsal olarak ürün ve hizmetlerimizi tanıtırken kullandığımız satış yöntemlerimiz tamamen değişti. Daha kalıcı, daha dinamik ve düşük maliyetli çözümlerle e-ticaret sayesinde ürünlerinizi etkin bir şekilde satabilir, firmanıza veya kendinize katma değer yaratabilirsiniz. Dijital dünyada yeni ticaret yolunu keşfedenlere katılın, siz de kazanacaksınız.

Seminere kimler katılmalı ?

Yeni iş kurmak isteyen, ürünlerini internet üzerinden satmak isteyen kadın/erkek girişimciler
Şirket sahibi, ortakları
Şirket yöneticileri
Kurumların pazarlama, satış ve satış sonrası servis bölümü çalışanları
Bayi kanalı ve aktif satış yöneticileri.
Ben e-ticaret konusunda her şeyi biliyorum, ihtiyacım yok diyenler !

Seminer İçeriği

1. İnternet ve küreselleşmenin getirdikleri

o Türkiye ve dünya pazarı ile ilgili önemli analizler

2. E-ticaret tanımı, tarihçe, modeller

3. Herkes eticaret yapabilir:)

o Amazon.com, Markafoni.com hikayesi ve dersler

o Yemeksepeti.com, e-bebek.com, Evimizinherseyi.com hikayesi ve dersler

4. İnternet üzerinden satış metotları

o İstediğiniz işe uygun olarak geliştirmeniz gereken internetten satış yöntemleri

o Dünyadan ve Türkiye’den Gerçek örnekler

5. Kendi sitemden nasıl satış yaparım?

o Paket e-ticaret programları

o Paketle birlikte değişen organizasyon yapısı

o Müşteri ilişkileri yönetiminin önemi

6. Site ziyaretçilerinizi müşteriye dönüştürmenin püf noktaları

( Katılımcılara ait web site tasarımları, eğitimde anlatılanlar ışığında ve eğitim sırasında analiz edilecektir.)

7. Gerçek ve sanal dünyada yaşanan alışveriş deneyimi arasındaki farkları nasıl en aza indirebiliriz?

8. İnternet müşterisi ne ister?

o Sürekli iletişim, güven ve..?

o Google 2008 e-ticaret araştırma sonuçları

9. Siteyi açtık, her şey yeni başlıyor!

Google’sız eticaret düşünülemez.

o Dijital Pazarlama Trendleri ve Taktikleri

o Adwords

o Google trends//Google Analytics//Google Alerts

o Video kullanımının pozitif etkileri

o E-mailing( Opt-in//Opt-out kavramları)

o Eticaret ve bülten gönderiminin önemi

10. E-mağaza satışlarını arttırmanın 10 Etkin Yolu

o Gerçek mağaza ve sanal mağaza

o Gerçek mağazaları nasıl etkin kullanırız?

o WOMM

11. Sosyal medya trendleri, kişisel/kurumsal markanız ve e-ticaret

o Web 2.0 etkileri

o Facebook, Twitter, Friendfeed, Linkedin, Xing ve bloglar

o Sosyal medyada başarılı eticaret kampanyaları

12. Peki, sırada neler var?

o Mobil ticaret, aplikasyonlar ve sonrası…

27 Mayıs 2010 Perşembe

23 Mayıs 2010 Pazar

Tıklanmayı başaran banner reklamı yapmak zor mu?

Dijital bir kampanyayı duyurmak için, herkesten farklı bir banner reklamına ihtiyaç olduğu kesin. Hele de bir ürün veya hizmet satmaya çalışıyorsanız. Son dönemde, yaptığı işlerle farkı farkettiren eticaret sitelerinden http://www.tatilsepeti.com/ , geleneksel ve dijital mecralarda yaptığı reklam çalışmalarıyla adından söz ettirmeyi, fark yaratmayı başarıyor.


Günümüzde, yeni bir marka yaratmak, deveye hendek atlatmaktan daha güç. Tatilsepeti.com, metro içi, otobüs giydirme, stratejik noktalarda duvar giydirme ( Beşiktaş-Üsküdar-Kadıköy vapur hattını kullananlar beni anlayacaklar.), internetten alışveriş yapanlara yönelik kanalları seçerek televizyon reklamı verme konusunda gerçekten başarılı işlere imza attılar ve bu bağlamda, sadece kendi sitelerine değil, e-turizmin gelişmesine de yönelik ciddi katkılar sağladılar. Yaptıkları banner çalışmalarını mutlaka sitelerinde de yayınladılar. Bazı eticaret sitelerinin, hele de ürün satışına yönelik kampanya-tanıtım sayfası bağlantısını kurmaya çalışanların, bu konuyu göz ardı ettiklerini söyleyebilirim.



Eticaret pazarını büyütmeye ve kendi kullanıcılarını direk satışa yönlendirmeye güzel bir örnek de Gittigidiyor'da var. Sunumax'la kullanıcı deneyimini ve güvenini arttırmaya yönelik uygulaması, Herkes ürünü dokunarak almak ister sloganı ve gerçekten ilgi çeken, doğru sayfada konumlanan banner'ı ile trafiğini ve cirosunu arttırdığına kuşku yok.

Hiç internetten dokunarak alışveriş yaptınız mı? sorusuyla, ürün sayfasında kullanıcıyı yakalıyor. Sadece yazı kullanılan banner'ların, ürün fotoğraflarının ve fiyatın olduğu standart banner'lara göre daha fazla tıklandığı biliniyor ve Gittigidiyor bu gerçeği en güzel şekilde kendi lehine kullanıyor.






Derya Baykal'lı Jacobs Kampanyası Eticaretle Daha Şahane Olabilir!

Dünyanın, 16 ülkesinde 27 bin internet kullanıcısını kapsayan ve TNS tarafından yapılan bir araştırma, en çok İngiliz ev kadınlarının eğlenmek için sanal ortamda vakit geçirdiklerini ortaya çıkarttı. Yüzde 44 ile Çinliler İngiliz kadınları izledi. Aynı araştırma, Almanların, sanal ortamda karşılaştıkları kişilerle gerçek hayatta en fazla buluşan kişiler olduğunu ortaya koydu. İnternet kullanımında Avrupa'nın, 6'ncı büyük ülkesi konumunda bulunan Türkiye ise araştırmaya dahil edilmedi. Türkiye, çok yakında ( max. 2 sene içinde) bu tür araştırmalarda kullanılacak data açısından öncü rolü oynamaya aday ülkelerden biri konumuna hızla yaklaşıyor. Ülkemizde yapılan araştırmalara göre, internette en çok eğlenenlerin gençler olduğu muhakkak. Fütürist anlayışa göre, yeni dönemde, eğlenceyi 45 yaş üstü kadın ve erkekler, üretmeyi ve araştırmayı ise gençler yapacak.


Hayranlıkla takip ettiğim Derya Baykal, internetin gücünü önceden kavrayarak, yaptığı çalışmaları entegre etmeyi başarabilen nadir ekran yüzlerinden. Televizyon programında yaptığı elişlerini, verdiği tarifleri ve bir çok bilgiyi http://www.deryabaykal.com/ üzerinden paylaşıyor. Sitesi, kullanıcıların özgürce yorumlarını paylaşabildiği Web 2.0 paylaşım öğeleri kullanılarak düzenlenmiş. Kullanıcıların büyük çoğunluğunu ev hanımları ve emekli beyler oluşturuyor. ''Hayal gücünü al'' diyen Derya Baykal'ın programda yaptıkları, dünyadaki Etsy modelinin Türkiye versiyonu olan pasaj.com üzerinde satışa çıkarılıyor. O günkü programı kaçıran 50 yaş üzeri bir çok ev hanımının, içeriği internet üzerinden takip ettiğini çok iyi biliyorum. Nereden mi? Tabi ki annemden ve arkadaşlarından:)



Ufuk Tarhan'ın da dediği gibi, ''Farklar nasıl doğduğumuzla, olduğumuzla değil, onları nasıl, ne için kullandığımız ve üzerine neler eklediğimizle, gelişen teknolojilere adaptasyon gücümüzle gelişiyor. En azından sıradan insanlar için… Lütfen inanın dünyayı ‘’Tekno Kadınlar’’ kurtaracak! '' Bu söyleme sonuna kadar katılıyorum ve hatta, Ufuk Hanım ve Derya Baykal ile kadınlar ve internetin etkin kullanımına yönelik bir projede birlikte çalışacağımıza inanıyorum:)

Kriz zamanlarında perakendecilerin, FMCG şirketlerinin yüzlerini kadın müşterilere çevirdikleri yadsınamaz bir gerçek. Çünkü kadınlar, ne olursa olsun, erkeklerden daha çok tüketiyor. ABD Ulusal Perakende Federasyonu önümüzdeki 10 yıl içinde perakende müşterilerinin %70'inin kadınlar olacağını tahmin ediyor ve son yaptığı araştırmasında önemli bir gerçeği gözler önüne seriyor: Alışveriş kararlarının %80'ine yakınını kadınlar veriyor! , Ayrıntılı bilgi için; geçen sene, bu konuyla ilgili olarak, http://www.nataliyesilbahar.com/ sitesinde yazdığım ve aşağıdaki resimde linkini bulacağınız yazımı okuyabilirsiniz.


Bunu gözden kaçırmayan Jacobs Kahve, Derya Baykal ile çok eğlenceli ve interaktif bir dijital kampanyaya imza atıyor. www.jacobssahanesohbetbahane.com sitesine girip, fotoğrafınızı yükleyerek, gerçekten ev ortamında ve Jacobs kahve eşliğinde Derya Baykal ile muhabbet ediyor ve kahveyle iyi gidebilecek türden pasta, börek, çörek tarifinizi siteye yüklüyorsunuz. Bu noktada, kullanıcı verifikasyonu ve bilgilerin onaylanması aşamasında, SMS ile desteklenen kampanya, Vodafone ile ortak bir proje halini alıyor. İlk 100 kişinin evine konuk olan Derya Baykal, hem Jacobs'un reklam kokmayan bir tanıtımını yapıyor, hem de çayla özdeşleşen Türk kadınının gün yapma kavramına, siz farkında olmadan, kahveyi sokuveriyor. Bunu da, ekrandaki enerjisiyle ve samimiyetiyle tanıdığımız, samimi Derya Baykal olarak yapıyor. Film içinde film gibi, evlerine konuk olarak gidilen ev sahipleri, arkadaşlarını da çağırıp bir kadınlar günü düzenliyor ve Derya Baykal'ın, çay içmeyi sevmediği için, çantasında nasıl Jacobs Kahve'yi taşıdığına ilişkin pratik çözümünü öğreniyor.


Daha önce, Tchibo Türkiye'de Eticaret ve Dijital Pazarlama Müdürlüğü görevini yürütürken, kahveyle ilgili Tchibo mağazaları ve internet sitesiyle entegre, özel günlere, özellikle, Anneler Günü'ne yönelik güzel kampanyalar yapmış, kahveyi sitenin tanıtımına ve trafiğin artmasına yönelik bir havuç olarak kullanmıştık. Dünyanın en büyük 4. kahve üreticisinde çalıştığım için, uzunca bir dönem kahveyle yatıp kalkmıştım. Bu yüzden, Jacobs Şahane kampanyasına , bir çok kişiden daha farklı bir gözle baktığımı düşünüyorum. İnce düşünülmüş, zekice önerilerle zenginleşen, hatta kahve kavanozu ile ilgili yaratıcı ürünlerin hediye edildiği kampanya, internet kullanıcısının yumuşak karnına dokunuyor. Dijital bir kampanyada veya promosyonda ev, araba gibi şeyler vermek yerine, tam da hedef kitlenin istediği muhabbetle ve paylaşımla, bilgisayar ekranından kahve içme isteğini uyandırıyor. Kampanyanın bu kadar başarılı bir uygulama olmasında, Derya Baykal'ın yaratıcılığı ve işin içine fikirleriyle katkı sağladığı kesinlikle anlaşılıyor. Jacobs ve ajansının, kullandığı celebrity'e güvenmesi de bunun en etkili kanıtı.

İşte tam bu noktada, her şey harika kurgulanmışken, eticaretin-internetten alışverişin, işin içine katılması gerektiğini şiddetle savunuyorum. Kim demiş internetten kahve satılmaz diye? Bal gibi de satılır! Keşke, kahve satın alınabilecek bir eticaret sitesiyle, örneğin en uygunu olan Migros sanal market ile kolay bir entegrasyon yapsalardı. Zaten hedef kitlesi sitede dolaşrken ve canı da kahve çekmişken. Henüz çok geç değil, bu yazıyı okuduktan sonra, hemen yapabilirler:) Kahve satışlarını umduklarından daha çok arttıracaklarına eminim! Sevgili okurlarım için, ben yukarıdaki Kangurum sitesinin fotoğrafına bir link ekledim bile.

Kredi kartını kullanmak istemeyenler için, mobil ödeme seçeneği de uygulamaya katılabilirdi, ama, Vodafone henüz bu uygulamayı başlatmadı. Bu yazı, belki hem Jacobs hem Vodafone için, bu yönde daha hızlı adım atmalarını sağlayabilir. Mobil ödemeyi sadece oyun sitelerindeki uygulamalarında değil, eticarette kadınlar tarafından daha sık kullanılacağı günler gerçekten bir hayal değil. Ben, yanıma, her zaman hayallerimi de alıyorum. Aynen Walt Disney'in dediği gibi; '' Eğer hayal edebileceğin bir şeyse, yapabilirsin.''

17 Mayıs 2010 Pazartesi

15 Mayıs Eticaret: Internette Satış Teknikleri Egitim Konugumuz Nurettin Özdogan'dı

15 Mayıs'ta Bogazici Üniversitesi Mezunlar Derneği'nde Eğitim Akademi tarafından düzenlenen, bireylerin ve kurumların katılımına açık Eticaret: Internette Etkin Satış Teknikleri eğitimimin konuğu sosyal medya ajansı Dekatlon Buzz'ın kurucu ortaklarından Nurettin Özdoğan'dı.

Eğitime katılanlar arasında Avea Müşteri İlişkileri departmanı, http://www.ofisihtiyaclariniz.com/ sitesi kurucusu Özlem Hanım, Ahşap Parke Market, Polen Gıda, Boytorun Kimya, Köselioğlu Tekstil ve Kupon Mobilya temsilcileri, paralel kariyer yaratmak isteyen ve tesadüfen seneler sonra karşılaştığımız Boğaziçi'li bölüm arkadaşlarım, e=MJ2 ile ödül alan genç mimarlarımızdan Ayşe Ören ve İstanbul Ticaret Üniversitesi'nden 1.likle mezun olmuş genç arkadaşlarımız vardı. Tüm gün eticaret konuştuk ve yeni iş kurmak, işini büyütmek, hayallerini gerçekleştirmek isteyenlere, internet üzerinde bireysel ve kurumsal markalarının varlığının yaratılması, satış sitesi kurulması ve nasıl üye çekilebileceği, sitenin nasıl olması gerektiği, tüm dijital pazarlama araçlarının kullanımı, ülkemizden ve dünyadan ilginç örnekler ve sosyal medya uygulamalarına ilişkin interaktif bilgiler paylaştık. Katılımcıların web siteleri, öğrenilenler ışığında incendi ve kullanışlılık yönünde tavsiyelerde bulunuldu.


Türkiye'nin son dönemde en hızlı çıkış yakalayan sosyal medya ajanslarından Dekatlon Buzz'ın kurucu ortağı Nurettin Özdoğan, katılımcıları hayran bırakan hayat hikayesiyle, son dönemde yaptıkları eticaret ve kurumsal itibarı destekleyici sosyal medya kampanyalarını anlattı ve Türkiye'de sosyal medya kullanımına ilişkin bilgiler verdi.

Şanslı katılımcılarımızdan www.ofisihtiyaclariniz.com kurucusu Özlem Derindere, eğitim sırasında sorduğumuz ''Xing Türkiye'nin kullanıcı sayısı kaçtır?'' sorusuna en yakın doğru yanıtı vererek ( Xing Türkiye kullanıcı sayısı 800.000'dir. ) bilerek, 1 yıllık Xing premium üyelik kazandı.

2 Ocak 2010 Cumartesi

Kadınları iyi dinleyin! İnternette de...

Krizde perakendecilerin yüzlerini kadın müşterilere çevirdikleri yadsınamaz bir gerçek. Çünkü kadınlar, ne olursa olsun, erkeklerden daha çok tüketiyor. ABD Ulusal Perakende Federasyonu önümüzdeki 10 yıl içinde perakende müşterilerinin %70'inin kadınlar olacağını tahmin ediyor ve son yaptığı araştırmasında önemli bir gerçeği gözler önüne seriyor: Alışveriş kararlarının %80'ine yakınını kadınlar veriyor!


İşte, bu gerçeği yıllar öncesinden fark eden ve moda dünyasını peşinden sürekleyen kırmızı tabanlı ayakkabıların büyücüsü Christian Louboutin, 10. Marka Konferansı için 17 Aralık'ta İstanbul'daydı. Markasını yaratırken, ilham kaynağı hep kadınlar olmuş. 12 yaşındayken, okuldan kaçıp, Paris gece kulüplerindeki dansçıları izlemeye gider, giydikleri harika kıyafetlerine yakışan ayakkabılar dizayn etmeyi hayal edermiş. Okulu genç yaşlarda bırakarak, dizayn ettiği ayakkabıları sattığı küçük bir dükkan açmış. 1991 yılında, çalışanlarından bir genç kızın kırmızı oje sürdüğünü görmüş ve neden olmasın demiş? Anlayacağınız, ayakkabıların enerji kazanmaları için, tabanlarını kırmızıya boyama fikri de yine bir kadın vesilesiyle doğmuş.


Markanın herkes tarafından bilinmeye başlaması, ışıklı billboardlara veya moda dergilerine verilen reklamlardan kaynaklanmıyor. Christian Louboutin'e göre, sadece kadınlara söylemesi yeterli olmuş. Onlar gerisini, kulaktan kulağa pazarlama yöntemiyle halletmişler ve bir sene içinde ünü tüm Fransa'ya yayılmış. Hatta, Louboutin'in alametifarikası kırmızı tabanlar öyle bir etki yapmış ki, kadınların tırnaklarının üst kısmını siyah, altını kırmızıya boyadıkları Louboutin manikürü bile yaratılmış durumda!
Louboutin tasarımlarına hayran olan ünlüler arasında, Angelina Jolie, Britney Spears, Oprah, Tina Turner, Monako Prensesi Caroline, Catherine Deneuve, Cameron Diaz, Sarah Jessica Parker, Nicole Kidman ve Rihanna bulunuyor. Madonna'nın son kliplerinde ve Dita von Teese gösterilerinde ise Louboutin'in sihirli ayakkabıları kullanılmaya devam ediyor.


http://www.christianlouboutin.com/ adresinden erişebileceğiniz resmi web sitesi bu yılın Şubat ayında açılmış. Siteye girdiğinizde, bu sitenin resmi site olduğuna dair bir uyarı sizi karşılıyor, çünkü Google aramalarında markanın yüzlerce kopyası çıkıyor. Sitede, bir sihirbaz kılığına giren ve bizi büyülü bir ayakkabı alemine konuk eden Louboutin'in günlük tekil ziyaretçi sayısı 400.000. Facebook'ta ' Arkadaşına Louboutin ayakkabı gönder' tarzında 7 farklı uygulama mevcut. Kendisi de bir tasarımcı olan Louboutin, büyük bir alçakgönüllükle, site tasarımını yapan Olga of Greece'e tüm konukların önünde teşekkür etmeyi ihmal etmedi. Louboutin ayakkabılar bugün Türkiye dahil 46 farklı ülkede satılıyor ve özel butiklerin hepsinin tasarımı Louboutin'in bizzat kendisi tarafından yapılmış. İnternet sitesindeki butik bölümünde, tasarımların internet üzerinden hangi e-perakendeciler aracılığıyla satış yapıldığına dair linkler yer alıyor. 2007 perakende satış kazancı 132 milyon sterlin ve bu rakamın internet satışları sonrası oldukça artmış olduğunu söylüyor.


Ülkemizde internetten ayakkabı satmak, çok değil, birkaç yıl öncesine kadar hayal bile edilemezken, Hepsiburada ve Gittigidiyor'un ana sayfalarında bayanlara yönelik yüksek topuklu botlar kendini göstermeye başladı bile. Kadınlar da artık internetten cesurca ayakkabı satın alıyorlar ve 2010 yılında bu trend çanta, aksesuar, tekstil ve kişisel bakım kategorilerinde de güçleneceğe benziyor. Türkiye'de modaya yönelik kurulacak içerik ve eticaret sitelerinde de artış olacağına kuşku yok, çünkü, bu alanda ciddi bir boşluk olduğu gerçek. Dünyaya baktığımızda, Amazon'un yakın zamanda, niş bir ayakkabı e-ticaret sitesi olan Zappos'u hisse değeri üzerinden 807 Milyon USD'a satın alması ve özel alışveriş kulubü Vente-Privee ile flört etmesi de bundan!

Louboutin'in son sözlerini, bu pazarda yer edinmek isteyen her marka dikkate almalı. ''Ayakkabılarımı giyen kadınları her zaman dinledim ve bu çok işe yaradı. Kadınları iyi dinleyin! İnternette de...''

Yukarıdaki yazım, Digitalage Dergisi Ocak 2010 sayısında yayınlanmıştır.